YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17395
KARAR NO : 2014/12175
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Hükümlü hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, hükümlü … savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
2-Hükümlü hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Lehe olan Kanunun belirlenmesine ilişkin olan 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinin; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretide bu konuda ileri sürülen görüşler birlikte değerlendirildiğinde, lehe kanunun belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekmektedir.
Buna göre uyarlama yargılamasının konusu, önceki kesinleşmiş hükümde suç oluşturduğu belirlenen olaydan ibaret olup, amacı ise, 5252 sayılı Kanunun …maddesinde belirtildiği üzere; “lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması” ile sınırlıdır. Bu nedenle kesinleşen bir hükümde uyarlama yapılabilmesi için sonradan yürürlüğe giren kanunun kesinleşen eski hükme göre lehe sonuçlar doğurması zorunludur. Hatta eski ve yeni kanunların ayrı ayrı uygulanması sonucunda tamamen aynı cezaya hükmedilmesi gerekiyorsa yine uyarlama yapılmasına gerek olmayacaktır.
Bunlarla birlikte istisnai ve kendine has özellikleri olan uyarlama yargılamasının yapılabilmesi için koşullardan biri usulüne uygun biçimde kesinleşmiş bir hükmün bulunmasıdır.
Gerçektende daha önce hüküm kurulmayan veya kurulan hükmün usulünce kesinleşmediği hallerde uyarlama yargılamasından da söz edilemeyecektir.
Mala zarar verme suçu hem 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde yağma suçunun unsuru olarak düzenlenmemiş, müstakil bir suç olarak mevcudiyetini devam ettirmiştir.
Bu sebeple mala zarar verme suçu için açılan ayrı bir dava ve bu dava sonucunda usulünce kesinleşen bir karar olmaksızın yağma suçunun içinden olayların bölünmesi sureti ile ortaya çıkarılması mümkün değildir.
Bu açıklamalar ışığında sanığın yakınanı, petrol istasyonunun yazıhane bölümünde silah zoruyla elini kolunu bağlayıp, yağmaladığı, yakınanı bağlı vaziyette bırakıp çıkarken de telefonu kırıp kabloları kesmesi şeklinde gerçekleşen somut olaya geldiğimizde ise;
Hükümlü hakkında 31.05.1995 tarihinde kurulan ilk hükmün yağmadan ibaret olduğu, mala zarar verme suçundan açılan bir dava ve kurulan bir hüküm olmadığı bu bağlamda uyarlama yargılamasının konusunun da mahkemece tespit edilen suçun önceki ve sonraki yasalarda temas ettiği kanun maddelerinin lehe değerlendirmesinden ibaret olması gerektiği ve mala zarar verme suçunun her iki yasa döneminde de yağma suçunun unsuru olmadığı gözetilip, mala zarar verme suçunun uyarlama yargılamasının kapsamı dışında bırakılarak bu konuda karar verilmemesi gerekirken, 31.10.2011 gün ve 2011/44634 kararımızda zuhulen yazılan mala zarar verme suçundan da hüküm kurulması;
Uygulamaya göre de; mala zarar verme suçunun şikayet şartı ve uzlaşma prosedürüne tabi olduğu ve bu yönden de değerlendirme yapılması gerektiğinin göz ardı edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan,hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.