Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2012/20215 E. 2015/39329 K. 07.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20215
KARAR NO : 2015/39329
KARAR TARİHİ : 07.04.2015

Tebliğname No : 6 – 2011/320879
MAHKEMESİ : Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/05/2011
NUMARASI : 2011/16 (E) ve 2011/212 (K)
SUÇ : Yağma

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2005 günlü iddianamesi ile sanıkların 765 sayılı TCK’nın 252/1 ve 192/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2005 gün ve 2005/926-2005/1249 sayılı kararı ile sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 262, 148/1- 149/1-h ve 53. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesine karşın, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan herhangi bir karar verilmediği anlaşılmakla, zamanaşımı içerisinde yerinde karar alınması olanaklı görülmüştür.

A) Oluş ve dosya içeriğine göre; mağdur C.. A..’ın polis merkezinde alınan ifadesinde, “Kız arkadaşı Ebru ile sohbet ederken polis olduğunu söyleyen iki kişinin yanlarına geldiğini, ‘üzerinizde bulunan tüm eşyayı çıkarın’ dediklerini, bunun üzerine çıkardığı kuru sıkı tabancasını ve 400 TL parasını aldıklarını” beyan ettiği; Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinde alınan ifadesinde, “Kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin, ‘Siz uygunsuz vaziyette yakalandınız, polise teslim edersek en az 36 sene yatarsınız’ dediklerini, bu sırada bankın üzerine koyduğu kuru sıkı tabancası ile 400 TL parasını aldıklarını, gece olduğu için korktuğunu” söylediği; 06.03.2006 tarihinde Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinde alınan ifadesinde, “Polis olduklarını söyleyen iki kişinin yanlarına gelerek cüzdanını istediklerini, korktuğu için verdiğini, bunlardan birinin cüzdanın içerisinde bulunan 400 TL’yi alarak cebine koyduğunu, ardından hemen yanında duran tabancayı alıp, ‘Bu nasıl tabanca’ diye sorduğunu, tabancanın özelliklerini bilmedikleri için bu kişilerin polis olmadığını anladığını, silah çekmediklerini, sadece tehdit ettiklerini, korktuğu için parasının alınmasına ses çıkartamadığını” belirttiği; 03.02.2011 tarihinde alınan ifadesinde ise, “Yere bıraktığı tabancası, 400 TL parası ve cep telefonunu aldıklarını, çok korktuğunu, onlara siz polis değilsiniz dediğini, o sırada eşyayı alıp gittiklerini” iddia ettiği; 03.05.2005 günü benzer bir olay nedeniyle yakalanan sanıklardan Mehmet’in üzerinde mağdur Celaddin’e ait kuru sıkı tabancanın bulunarak muhafaza altına alındığı; sanık M.. B..’un polis merkezinde avukat huzurunda alınan ifadesinde, “Eyup ile birlikte dışarı çıkıp yağmalamak amacı ile birilerini aradıklarını, nehrin kenarında bir kız ile bir erkek gördüklerini, bir ağacın arkasına saklanıp beklediklerini, sevişmeye başladıklarında ise yanlarına gittiklerini, Eyup’un erkeğin yanında duran tabancayı aldığını, ‘Burası aile yeri burada ne yapıyorsunuz’ deyip oradan ayrıldıklarını” söylediği; 04.05.2005 tarihinde sanık Mehmet’in evinde yapılan aramada, sanığın çamaşır yığını arasından çıkardığı bereyi ‘Olayda kullandığım bere budur’ diyerek aramayı yapan polis memurlarına teslim ettiğinin anlaşılması karşısında;

1) Suçta kullanıldığı iddia olunan ve sanık Mehmet’in evinde yapılan arama neticesinde bulunan bere üzerinde moleküler genetik inceleme yaptırılarak sanık E.. Ö.. tarafından kullanılıp kullanılmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi,

2) Mağdurun yeniden ifadesine başvurularak aşamalarda alınan beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, suça konu eşyanın üzerinden mi, yoksa açıktan mı alındığının tespiti, mağdurun bu eşya alınırken tehdit edildikleri yönündeki iddiası karşısında, sanıkların mağdur Celaddin ve kız arkadaşını ne şekilde tehdit ettiğinin açıkça belirlenmesi,

3) Fiziki koşulların mağdur üzerindeki olası etkileri de göz önünde bulundurularak, yağma suçunun sübutuna etki eden ve mahkumiyet kararına esas alınan delillerin nelerden ibaret olduğunun açıkça belirtilmesinden sonra sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,

B) 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken
cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,

C)Kabule göre de; Sanıkların, TCK’nın 53.maddesinin 2.fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1.fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. B.. savunmanı ile sanık E.. Ö.. savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.