YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/127
KARAR NO : 2015/46523
KARAR TARİHİ : 22.12.2015
Tebliğname No : 6 – 2011/74172
MAHKEMESİ : Silifke 1.Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/09/2010
NUMARASI : 2009/304 (E) ve 2010/292 (K)
SUÇLAR : Yağma, kasten yaralama, tehdit, hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık N.. Y..’nin Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.1999 tarih ve 1997/165 Esas 1999/98 Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK.nun 450/4, 65/3, 81/3, 59. maddeleri uyarınca 16 sene 8 ay 1 gün Ağır Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın 28.03.2001 tarihinde kesinleştiği, şartla tahliye tarihinin 10.10.2001, bihakkın tahliye tarihinin 19.03.2016 olduğu anlaşılmakla, bu konunun araştırılarak sanığın şartla tahliyesinin geri alınması hususunda mahallinde ihbarda bulunulması olanaklı görülmüştür.
I-) Sanık N.. Y.. hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından; sanık M.. L.. hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildikleri takdirde, kendi altsoyları üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluklarının sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. L.. ve savunmanı ile sanık N.. Y.. savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümleri çıkarılarak yerlerine, “Sanıkların, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1.maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamalarına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-) Sanık N.. Y.. hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın olay günü katılana yönelik araya fasıla girmeden birden fazla tehdit içerikli söz söylemekten ibaret eyleminde, yasal koşulları bulunmadığı halde TCK’nın 43. maddesiyle uygulama yapılması,
III-) Sanıklar M.. B.. ve N.. Y.. hakkında yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Oluş ve dosya kapsamına göre; katılan Orhan’ın hakaret, kasten yaralama ve tehdit eylemlerinin gerçekleştiği olaydan yaklaşık bir hafta önceki yağma suçu ile ilgili alınan ifadesinde, olay sonrası hemen karakola müracaat ederek olayı şifai olarak bildirdiğini ve araç plakasını verdiğini beyan ettiği,
Her üç sanığın alınan savunmalarında, yağma olayının gerçekleştiği tarihte katılanın iş yerine hiç gitmediklerini, tehdit, yaralama ve hakaret eylemlerinin gerçekleştiği 02.09.2009 tarihinde ilk defa ve tesadüfen katılanın iş yerine geldiklerini ifade etmiş olmaları karşısında;
Öncelikle, katılanın söz konusu tarihte böyle bir müracaatının olup olmadığı ve bu müracaat üzerine yapılan işlemlerin nelerden ibaret olduğu araştırılıp, gereğinde olay günü karakolda görevli kişilerin bu konudaki tanık sıfatıyla beyanları alınıp, sanıkların cep telefonu numaraları yazılmak suretiyle ilgili kurumdan yağma eyleminin gerçekleştiği tarih itibariyle sanıkların katılanın iş yerinde bulunup bulunmadıklarının tespiti açısından GSM baz istasyonlarının sinyal bilgileri ve HTS kayıtları celb edilerek sonucuna göre, sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile yetinilip, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Kabule göre de; sanıkların hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildikleri takdirde, kendi altsoyları üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluklarının sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar M.. B.. ve N.. Y.. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 22.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.