Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2014/1353 E. 2014/21428 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1353
KARAR NO : 2014/21428
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık savunmanı sıfatıyla temyiz talebinde bulunan Avukat …’un, 765 sayılı TCK uyarınca verilen ilk hükmün kesinleşmesinden sonraki uyarlama sırasında, talimatla bozmaya karşı diyecekleri sorulan hükümlüye zorunlu olmamasına karşın 5271 sayılı CMK.nun 150.maddesine göre talimat mahkemesince atanan savunman olması ve buna bağlı olarak yetkilerinin talimat mahkemesi ile sınırlı olması nedeniyle hükmü temyiz etmeye yetkisinin bulunmadığı gibi ayrıca gerekçeli kararın hükümlüye de tebliğ edilmesine rağmen hükümlünün temyiz talebinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; hükümlü hakkında verilen kararı temyiz etme yetkisi bulunmayan Avukat …’un temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi delaletiyle halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, üye …’in karşı oyuyla 03.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ;

Hükümlü hakkında Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen hükmün 5237 sayılı Yasaya uyarlanması amacıyla duruşma açılmış olup, hükümlünün yargılama yerinin dışında Tokat Cezaevinde olması nedeni ile
savunmasının alınması amacıyla Tokat Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılmış, talimat duruşması öncesi mahkemece cezaevine yazı yazılmış, Cezaevinde düzenlenen 12.01.2012 tarihli İsticvap Zaptında; “bozma kararını tebellüğ ettiğini, duruşma gününü öğrendiğini, tensip zaptı ve bozma kararını teslim aldığını, Avukatı olmadığını, Barodan avukat talep ettiğini, duruşma gününde avukatı ile birlikte beyanda bulunacağını” belirtmesi nedeni ile CMK’nın 156. maddesi gereğince baro tarafından kendisine Av. … müdafi olarak görevlendirilmiş, 05.02.2012 tarihli talimat duruşmasında müdafii ile birlikte katılmış ve savunmasını yapmıştır.

Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesince hükümlüye ayrı bir savunman atanmamıştır.

Gelen talimat cevabı üzerine hüküm kuruşmış, gerekçeli karar hükümlü ve Tokat Barosunca tayin edilen müdafiine tebliğ edilmiş, müdafi tarafından süresince temyiz edilmiştir.

Dairemizce müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Avukatla takip edilen işlerde tebligatın avukata yapılması gerektiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.

CMK’nın 2. maddesinde müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Adalet Bakanlığının Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafi ve vekillere yapılacak ödemelere ilişkin 2014 yılı tarifesinde;

Madde 4.

c) Asliye ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için 320 TL,

Müdafi ücreti ödeneceği belirtilmiş olup, talep üzerine görevlendirilen müdaafilere ödenen ücretlerin yargılama giderlerinde olduğu CMK 324/1. maddesinde düzenlenmiştir.

Yine kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafinin sanık kendisine başka müdafi tayin etmediği veya müdafi mazeret bildirip çekilmediği sürece görevinin yargılama sonuna kadar devam edeceği tartışmasızdır.
Kaldı ki Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kararlarnıda sanığın müdafiinden haberdar olmasına önem vermekte olup, Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2008/9-7 Esas, 2008/56 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; zorunlu müdafinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim, zorunlu müdafi atandığından haberdar edilmeyen sanık açısından hukuki sonuç doğurmayıp, temyiz süresini de başlatmayacağı kabul edilmiştir.

Oysa dosyamızda hükümlünün istemi doğrultusunda baro tarafından tayin edilen ve hükümlünün haberdar olduğu müdafinin temyizi söz konusudur. Hükümlü ve müdafii Tokat’da olup, irtibatları imkan dalilindedir.

Yine Ceza Genel Kurulunca, katılan adına sadece bir katılma dilekçesi veren vekile dilekçe ücreti yerine maktu vekalet ücreti tayini gerektiği zira vekilin görevinin sadece dilekçe vermekten ibaret olmadığı, görevin tüm yargılama aşamasını kapsadığı yönünde kararlar verilmiştir.

Bu açıklamalar karşısında, hükümlünün talebi üzerine baro tarafından tayin edilen kararın kesinleşmesine kadar görevi devam eden müdafinin görevini sadece duruşma ile sınırlamak ve hükümlü adına müdafi sıfıtı ile verdiği temyiz dilekçesinin reddine karar vermek CMK’nın 149/156. maddelerinin düzenleniş amacı ve ruhuna aykırı olup, savunmanın kısıtlanması ve temyiz hakkının engellenmesi sonucunu doğuracaktır.

Temyiz talebinin incelenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çokluğun kararına katılmıyorum. 03/12/2014