Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2015/380 E. 2015/41682 K. 17.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/380
KARAR NO : 2015/41682
KARAR TARİHİ : 17.06.2015

Tebliğname No : 6 – 2015/7029
MAHKEMESİ : İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/09/2014
NUMARASI : 2014/232 (E) ve 2014/418 (K)
SUÇ : Yağma

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık I.. S.. savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;

Soruşturma sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ile sanık T. N.’nın yağma eylemi yönünden duruşmasız, sanık I.. S..’nın yağma eylemi yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede:

Sanıkların dosyada mevcut kimlik fotokopilerine göre tespit olunan açık kimlik bilgilerini her aşamada doğruladıkları, Türkiye ‘ye sınırdan giriş çıkışlarına ilişkin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ‘nün 25.04.2014 tarihli evrakında da aksine bir bilgi yer almadığı anlaşıldığından, tebliğnamede bozma isteyen bir no’lu düşünce benimsenmemiştir.

5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak sonuç cezanın “11 yıl 8 ay hapis” yerine “10 yıl 8 ay hapis” olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıklara yükletilen dava konusu eylemin yasada öngörülen suç tipine uygun olarak nitelendirildiği,

İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçun sanıklar tarafından işlendiği,

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği,

Yasal ve takdiri arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,

Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca eleştiri dışında cezanın doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

T.C. Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239.maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanıklardan, yargılandıkları suç nedeniyle baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretinin sanıklardan alınmasına hükmedilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık I.. S.. ve savunmanı ile sanık T. N.’nın temyiz dilekçelerinde ve sanık I.. S.. savunmanı Av. A. V. M.’in duruşmada ileri sürdükleri temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından, “yargılama giderlerine” ilişkin bölüm çıkartılıp, yerine “Yargılama sırasında sanık I.. S.. için posta ve davetiye gideri 73,50 TL’nin, sanık T.. N.. için posta ve davetiye gideri 77,50 TL’nin sarf edildiği anlaşıldığından, adı geçen sanıklardan bu giderlerin ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir olarak kaydına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 17/06/2015 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Sibel Dalkılıç’ın katıldığı oturumda sanık I.. S.. savunmanı Av.A.V. M.’in yokluğunda açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.