Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2015/8850 E. 2015/46148 K. 16.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/8850
KARAR NO : 2015/46148
KARAR TARİHİ : 16.12.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, Yağmaya teşebbüs, Tefecilik, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, Suç örgütü kurma ve yönetme, Suç örgütüne üye olma, 6136 sayılı Kanuna muhalefet

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık … savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2015, 21/05/2015 ve 19/11/2015 tarihli tebliğnameleri ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık … hakkında tefecilik, yakınan …’a yönelik yağma; yakınanlar … ve …’ya yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma; yakınanlar … ve …’a yönelik tehdit; yakınan …’a yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma; yakınan …’ya yönelik tehdit; yakınan …’e yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma; yakınan …’a yönelik tehdit suçları yönünden hükmolunan cezaların miktarına göre, sanık savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık … hakkında yakınanlar … ve …’e yönelik yağma eylemleri nedeniyle duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede;
Sanık … hakkında yakınan …’a yönelik tefecilik suçundan dava açıldığı, ancak hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; zamanaşımı içersinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
I-Sanık … hakkında, yakınan …’a yönelik tehdit suçu nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde;
Tehdit suçunda hükmolunan cezanın tür ve miktarı bakımından, 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmayıp kesin nitelikte olduğundan, sanık … ve savunmanının temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla, 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
II-Sanık … hakkında, silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek; sanıklar …, …, …, … …, .., …, …, …, …, … hakkında kurulan örgüte üye olmak; sanık … hakkında, yakınan …’a yönelik yağmaya teşebbüs; sanıklar …, …, …, …, … hakkında yakınan …’a yönelik tefecilik; sanıklar …, …, … … ve … hakkında, yakınanlar … ve …’ya yönelik tefecilik; sanık … hakkında, yakınanlar…,…, …, … .., …, …, …, .., …, …, …, … ve …’e yönelik tefecilik; sanık … hakkında, yakınanlar … ve …’a yönelik tehdit; sanık … hakkında yakınanlar … ve …’a yönelik tefecilik; sanıklar … ve .. hakkında, yakınan …’a yönelik tefecilik; sanık … hakkında, yakınanlar …, … ve …’a yönelik tefecilik; sanıklar …, …, … hakkında, yakınan …’a yönelik tehdit; sanık … hakkında, yakınan …’ye yönelik tehdit; sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre katılan … vekilinin, O yer Cumhuriyet Savcısının ve sanık … savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
III- Sanık … hakkında yakınanlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …., …, .., …., …., … …, …, …, …, …, … ve …’e yönelik tefecilik; sanıklar …, …, .. hakkında yakınan …’a yönelik yağma; sanıklar … ve … hakkında, yakınanlar … ve …’a yönelik tefecilik; sanık… hakkında, yakınanlar …, …, …, …, … ve … ‘a yönelik tefecilik; sanık … hakkında, yakınanlar …, … .., …, … ve ..’a yönelik tefecilik; sanık … hakkında, yakınan …’ya yönelik tehdit; sanık … hakkında, yakınan …’e yönelik tefecilik; sanıklar … ve … hakkında yakınan …’e yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma, sanık … hakkında yakınan …’e yönelik yağma, sanıklar …, …, …, … hakkında, yakınan …’a yönelik yağma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yakınan …’a yönelik yağma suçunun, 5237 sayılı TCK’nın 149/1. maddesinin ( c ve d ) bentlerine aykırı biçimde birden fazla kişi ile birlikte, işyerinde işlenmesine karşın, aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca, temel ceza belirlenirken, (d) bendinin değerlendirilmeye esas alınmaması ve alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması, aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, … savunmanları, sanık … ve savunmanı, sanık … ve savunmanı, sanık … … ve savunmanı, katılan … vekili ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “sanıkların, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1.maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamalarına” cümlesinin yazılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV- Sanık… hakkında, yakınan …’a yönelik yağma; sanıklar …, …, …, … hakkında, yakınanlar … ve …’ya yönelik yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma, sanıklar … ve … hakkında, yakınanlar … ve …’a yönelik tehdit; sanıklar …, … ve … hakkında, yakınan …’a yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma; sanık … … hakkında yakınan …’a yönelik tefecilik; sanık … hakkında, yakınan …’e yönelik yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
1- Olay 1: Sanık…’ın 2010 yılından iki yıl kadar öncesi yakınan …’a yönelik yağma suçunda,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/13-136 Esas – 2014/193 Karar, 2012/3-909 Esas – 2014/121 Karar, 2014/8-145 Esas – 2015/145 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Belirtilen kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nın 225. maddesi uyarınca da; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu düzenleme gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianameye konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Bu konuda bir duraksama var ise davanın açıldığı dönemde yürürlükte bulunan usul kurallarına göre giderilmesi yoluna başvurulması gerekmektedir. Bu husus ikmal olunmadan yargılamaya devam olunmasının hatalı sonuçları da beraberinde getireceği açıktır.
Hal böyle olunca, sanık …’ın yakınan …’a yönelik 2010 yılında işlediği iddia olunan yağmaya teşebbüs suçundan açılan davanın iddianamesinde, 2010 yılından iki yıl kadar önce işlenen yağma suçundan bahsedilmesi, o olayla ilgili bir dava açıldığını göstermediğinden, bu yağma suçu kapsamında, 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesi uyarınca yöntemince açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Olay 2:
a) Oluşa göre, sanık …’ın daha önce yakınan …’den bal satın aldığı ve parasını ödeyip, ertesi gün tekrar bal getirmesini istediği, olay günü de balı teslim etmek için sözleştikleri yere gelen yakınanlar Nurettin ve abisi …’in sanıklar …, …, … ve … tarafından bir araca bindirilerek mezarlığın yanına götürüldükleri, sanık ..’nin tabanca çekerek, “…’ın bana borcu vardı. Borcunu ödemedi, yerini bilmiyorum. O da .., siz de …, onun borcunu siz ödeyeceksiniz.” diyerek, yakınan …’e boş bir senet imzalatıp, …’i kefil olarak yazdıkları, …’e ise 36.000 Tl tutarında bir senet imzalattıkları, daha sonra da “Parayı 20 gün içinde ödeyin, yoksa öldürürüz, biz devletiz, kimseyi tanımayız.” demeleri şeklinde gelişen olayda, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.07.2010 tarih ve 2010/17410 no’lu kararı ile sanıklar …, … ve … hakkında zorla senet imzalatma olayından dolayı delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verildiği, bu karardan sonra, 28.01.2011 tarihinde sanık ….’ın evinde yapılan aramada sözkonusu senedin ele geçirildiği,
Ancak bu olay hakkında verilen takipsizlik kararının kimlere tebliğ edildiği, usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği hususlarının araştırılıp, yeni delillerin elde edildiği aramaya konu soruşturma aşamasına hangi koşullarda ve ne şekilde geçildiği, olayda yasak delil kuralının bulunup bulunmadığı dayanakları ile birlikte incelenip değerlendirilmeden, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 21.07.2010 tarihli takipsizlik kararının sanık …’e yer vermediği gözetilmeden, tüm sanıklar hakkında davanın reddine karar verilmesi,
b) Sanıklar …, …, … ve…’in yakınanlar … ve …’yı araca bindirip, mezarlığın oraya götürüp, zorla senet imzalattıkları ve yakınan …’in sanık…. tarafından tokat atılmak suretiyle darp edildiği, sonrasında ise her iki yakınanın şehir merkezinde bir okulun yanına bırakılmaları şeklinde gelişen olayda, sanıklar hakkında her bir yakınan için kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulması gerekirken, eylemin zincirleme suç kabul edilip, 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi ile uygulama yapılması,
Sanıkların yakınan …’nın şahsına zarar verecek bir harekette bulunmadıklarının anlaşılması karşısında, bu yakınan yönünden 5237 sayılı Yasanın 110. maddesinin uygulanma koşullarının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
3- Olay 3: Yakınan …’ın sanık …’dan, 2010 yılı ocak ayından üç ay kadar önce %20 faizle 2000 TL borç para aldığı, sanık …’nin yanında …., oğlu …ve .. isimli kişilerin bulunduğu bir sırada, sanık …’nin, “Beni bilirsin, bu parayı ödemezsen hesabını sorarım.” diye tehdit içeren söylemini sarfettiği, bir süre sonra yakınanın İstanbul’a gittiği, bunun üzerine sanık …’nin yakınan …’in annesi …’nin evine giderek ve telefon açarak, “Oğlun bizden faizle para aldı. Onu ödesin, yoksa onu öldürürüz.” diyerek tehdit etmesi şeklinde gelişen olayda, sanık…’nin aynı alacağın tahsiline yönelik olarak her iki yakınana karşı yaptığı tehdit fiillerine diğer sanık Abdurrahman’ın nasıl ve ne şekilde katıldığına dair delillerin denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp, tartışılmadan TCK’nın 106/2-c maddesi ile temel cezanın belirlenmesi,
Kabule göre de;
3-a- Sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasa’nın 106/2- c maddesine göre belirlenen 2 yıl hapis cezası üzerinden aynı Yasanın 43. maddesiyle 1/4 oranında arttırım yapılırken 2 yıl 6 ay hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu eksik cezaya hükmolunması,
3-b- Sanıkların hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
4-Olay 4: Dosya kapsamına göre, yakınan ….’un sanık ….’dan %20 faizle 1000 TL borç para aldığı, üç-dört ay sadece paranın faizi olan 200 TL’yi ödediği, bir ay faizi ödemeyince, sanığın “ödeyeceğin faiz miktarı 300 TL’ye çıktı.” dediği, sonraki aylarda borcunu ödeyemeyen yakınanın sanık … tarafından tehdit edilmeye başlandığı, yakınanı önce bir kebapçıya çağırıp, “Borcu neden ödemiyorsun.” diyerek darp ettiği, 4000 TL’lik senet imzalatmak istediği, yakınanın karşı çıkması üzerine, “Çocuğuna, eşine kötülük yaparız, kaçırıp dağa kaldırırız, sermaye yaparız.” diyerek tehdit ettiği, yakınanın senedi imzalamak zorunda kaldığı, bu olaydan sonra sanıklar …. ve …’in yakınanı, sanık ….’nun kullandığı arabaya zorla bindirerek önce “….” denilen yere götürdükleri, burada sanık …’nin yakınanı dövdüğü ve “borcunu ödemezsen, çoluğuna, çocuğuna zarar verir, seni öldürürüz.” dedikleri, sonra yakınanı serbest bıraktıkları, ancak sanıkların yakınandan para istemeye devam etmesi üzerine, yakınanın eline geçen tüm parayı verdiği, sonraki günlerde ise yakınanı tekrar Gelincik Kafe isimli işyerine çağırdıkları, burada sanıklar .., … ve …ile …’nin oğlu …’un olduğu, yine yakınanı dövüp, borcun ödenmesi için “Parayı ödemezsen canını alırız.” şeklinde tehdit ettiklerinin anlaşılması karşısında; sanıkların aynı suç işleme kararı ile birden fazla kez yakınana yönelik kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu işledikleri anlaşıldığından, TCK’nın 43. maddesi ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Olay 13: Yakınan …’ın 20.01.2011 tarihli kolluk ifadesinde, “Bu tarihten iki ay kadar önce …’dan 6000- 7000 TL civarında borç para aldım. Karşılığında 7000 TL meblağlı senedi …’ye verdim. Sonraki günlerde ise paraya sıkıştığım için tekrar …’den %10 faizle 5000- 6000 TL civarında borç aldım. Bir senet imzaladım. Bu senedi kefil olarak oğlum… imzaladı.” diye söylediği, yargılama aşamasında dinlenen tanık ….’ın ise, “Paraya ihtiyacım olduğu için ….’den borç para istedim. 5400 TL verdi. Faiz ödemedim. Sadece kendisine bir belge verdim.” şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; borç paranın alındığı kişi ile ilgili yakınan …’ın beyanı ile tanık ….’ın beyanları arasında aykırılık bulunduğu bir muhakkaktır.
Sanık ….’in olaydaki konumunundaki duraksamanın giderilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, yakınan … ile tanık…’ın beyanları arasındaki borcun kimden alındığı yönündeki açık aykırılıklar giderilip, suçun failinin net olarak saptanması gerektiğinin gözetilmemesi,
6- Olay 30: Dosya kapsamına göre, yakınan ….’ün 29.01.2011 tarihli kolluk ifadesinde, “Ben .. Kargo adlı işyerini işletirim. 2007 ve 2008 yıllarında paraya sıkışınca …’tan %20 faizle parça parça 20.000 TL borç para aldım. Yaklaşık bir yıl boyunca faizi düzenli ödedim. Ancak daha sonra ödeme yapamayınca, … beni sıkıştırmaya başladı. Bir gün …, .. ve …işyerime geldiler. …, artık senin benimle işin yok, aldığın parayı faizi ile birlikte …..’a ödeyeceksin, dedi. Önce kabul etmek istemedim, ancak korktuğum için kabul etmek zorunda kaldım. 1 ay süre istedim. Fakat borcu ödeyemeyince … ve … işyerime geldiler. Bana, bu borcu ödeyecek misin, ödemeyecek misin, diye söyleyerek, zorla araca bindirip, … iş merkezinin arkasındaki boş bir otoparka götürdüler. … bir bıçak çıkardı. Beni dövdü. Her ikisi, bu sana son ikazımız, ya parayı vereceksin, ya canını alacağız, evini biliyoruz, çocuklarını, eşini alacağız, dediler. Bu olaydan sonra tanıdık kişileri devreye soktum. Faiz oranını %10’a indirip, 50.000 TL’ye anlaştık. Ben parayı tarla satarak ve işyerinden avans çekerek ödedim. Yani %20 faizle aldığım 20.000 TL borç paraya karşılık 100.000 TL para ödedim.” diye söylediği, tanık…..’in ise, “Kargo sahibi…’a … faizle borç para vermiş, ancak parayı alamayınca, … ile senetlerin tahsili için yarı yarıya anlaştılar. …ve adamları …’ı tehdit etti. …’ın ise bu borcu ödemek için evini sattığını biliyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu,
Yakınan ….’ün sanık …’dan 2007-2008 yıllarında borç aldığı, borcu bir süre sonra ödeyemediği, borcun ödenmesindeki aksaklıklar nedeniyle bir takım olaylar yaşandığı muhakkaktır.
Hal böyle olunca, yakınanın ne kadar borç para aldığı, anlaşmada belirlenen faiz oranına göre ödemenin aksaması nedeniyle borcun hangi meblağa ulaştığı, bu meblağ ile sanığa ödenen miktar arasında bir nisbetsizlik olup olmadığı, yakınanın beyanında borcu ödemek için bazı mallarını satmak zorunda kaldığını belirttiğinden, hangi mallarını ne bedellerle sattığı ve elde edilen paraların hangi yol ve yöntemlerle sanığa ödendiğinin araştırılıp, duraksamasız belirlenerek, sonucuna göre sanık …’un hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve savunmanı, sanık … ve savunmanı, sanık … ve savunmanı, sanıklar ….,.. ve …. savunmanları ile katılan … vekili ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 16.12.2015 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ’ın katıldığı oturumda, sanık … savunmanlarının yokluğunda açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.