YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4445
KARAR NO : 2018/7305
KARAR TARİHİ : 22.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Temyiz isteminin reddi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay (kapatılan) 22.Ceza Dairesinin 16/05/2016 tarihli görevsizlik kararı ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sırasında sanığa zorunlu savunman olarak Avukat …’ın atandığı, sanığın ifadesinin ise Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesince 12.01.2007 tarihinde talimatla Av. …’ın huzurunda alınıp adresinin “Mehter Mah…. sitesi B Blok K….. ” olarak bildirdiği;
Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 23.03.2007 gün 2006/385 esas ve 2007/113 karar sayılı ilamı ile, sanık hakkında 142/1-b, 143, 35, 53. maddeleri uyarınca hırsızlık suçundan kurulan hükmün sanığın hiçbir oturumda beraber bulunmadığı Av.Nermin Sancar’ın yüzüne karşı verilip adı geçen savunman tarafından süresinde temyiz edildiği;
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.02.2013 gün 2010/5686 esas ve 2013/3009 karar sayılı ilamı ile;
“Zorunlu müdafiliğe ilişkin CMK’nin 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20.3.2012 gün 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı; bu durumda zorunlu savunman, sanığın lehine bazı işlemler yapmış, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, ./..
hükmün sanığa da tebliğ edilmesi ve onun tarafından temyiz dilekçesi verilmesi hâlinde, isteminin kabul edilmesi gerektiğinin,” belirtilmesi karşısında;
Kütahya 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2007 tarihli hükmünün, anılan mahkemenin istemi üzerine atanan savunman Avukat …’ın yüzüne karşı verilip, adı geçen savunman tarafından süresi içinde temyiz edildiği, ancak atanan savunmandan sanığın haberdar olmadığı anlaşıldığından,
1- Sanığa anılan kararın başvurabileceği yasa yolu, türü, süresi, mercii sürenin ne zaman başlayacağı ve nerelere ne biçimde müracaat edilebileceği de yazılmak suretiyle tebliği ile bilgisi dışında atanan savunmanın temyizini kabul edip etmediği sorularak süresi içerisinde temyiz isteminde bulunabileceği, bulunmadığı takdirde zorunlu savunmanın açtığı temyiz davasının inceleneceği konusunda meşruhatlı tebligat çıkarılmasına,
2- Sanık tarafından temyiz dilekçesi verilmesi durumunda, bu konuda ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE karar verilmesi üzerine;
Sanığın, talimatla ifadesi alınırken bildirdiği adresine gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekirken mahkemece “Öztürk Mah. Yeni Bosna Cad. No…Ekinözü/K.Maraş” olarak belirlenen mernis adresine tebliğe çıkartıldığı, tebligat parçasının üzerine “…’a tebliğ edilmiştir” şeklinde şerh düşülmüş ise de, tebligat parçasındaki imza ile sanığın soruşturma aşamalarındaki imzaları arasında bir uyuşmazlık olduğunun açıkça anlaşılmasına karşın,
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.09.2013 gün 2013/18366 esas ve 2013/18473 karar sayılı ilamı ile; Onama kararı verilerek ceza fişi düzenlendikten sonra sanığın 13.02.2014 tarihinde “Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 23.03.2007 gün 2006/385 esas ve 2007/113 karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmü kurulduğunu bilmediğini, kararın verildiği tarihte asker olduğunu, temyiz hakkının geri verilmesi gerektiği” yönünde talepde bulunması üzerine; Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2014 tarih 2006/385 esas ve 2007/113 karar sayılı ilamı ile, hükümlü … ‘ın itirazının reddine karar verildiği; sanığın bu karara yönelik 24.02.2014 tarihinde “Kütahya 2. Asliye Ceza Mahkemesinince 23.03.2007 gün 2006/385 esas ve 2007/113 karar sayılı ilamı ile kurulan mahkumiyet hükmü kurulduğunu bilmediğini, kendisine atanan ancak haberdar olmadığı avukat tarafından temyiz hakkının kullanıldığını, oysaki bu avukatı kabul etmediğini, bu nedenle temyiz
hakkının kendisine verilmesi” yönünde itirazda bulunduğu, Kütahya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 07.03.2014 gün 2014/227 D. iş kararı ile itirazın reddine karar verilmiş ise de;
Gerekçeli kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.02.2013 gün 2010/5686 esas ve 2013/3009 karar sayılı ilamı uyarınca; meşruhatlı tebligatın sanığın talimatla alınan ifadesinde bildirdiği “Mehter Mah. Asya sitesi B 1 Blok K. 13 D.1/2 …” adresine yapılması gerekirken mernis adresine yapılmasının Tebligat kanunun 10. maddesinde düzenlenen “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenlemeye aykırılık oluşturduğu,
Bu bağlamda; tebligatın usulüne uygun olmadığı gözetilmeden Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.09.2013 gün 2013/18366 esas ve 2013/18473 karar sayılı ilamı ile onama karar verilerek kesinleştirilen hüküm ile ilgili yanılgılı uygulamanın öncelikle ortadan kaldırılmasına ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30.09.2013 gün 2013/18366 esas ve 2013/18473 karar sayılı onama ilamı hakkında itiraz kanun yoluna gidilip gidilmeyeceği yönünde takdir ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 22.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.