YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7242
KARAR NO : 2019/3908
KARAR TARİHİ : 27.06.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelenmesinde;
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre TCK’nın 53. madde uygulamasının infazda gözetilmesi olanaklı görülmekle yapılan incelemede:
5237 sayılı TCK’nin 43/3. maddesi uyarınca, yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ve her eylemin ayrı ayrı yağma suçunu oluşturacağı gözetilmemesi, sanık … ile el ve iş birliği içinde haraket eden sanık … hakkında TCK’nin 37. maddesi yerine aynı kanunun 39/1. maddesi ile uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından; anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar … ve … savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelemesine gelince;
1)2012-2013 yılları arasında gezmek için İstanbul’a gelen mağdur …’ün “Tılsım” adlı cafede kendisini yaşam koçu olarak tanıtan sanık …’le tanıştığı, zaman içinde aralarındaki samimiyetin arttığı, sanık …’in önerisi üzerine mağdur …’ün sanık … ile tanışıp zaman içinde onunla duygusal yakınlık kurduğu, muhasebeci olan sanık …’ın kendisini iş adamı olarak tanıtıp ekonomik durumunun güçlü olduğunu gösterir davranışlar sergileyerek mağdur …’ün güvenini kazandıktan sonra ondan borç adı altında paralar almaya başladığı, bir müddet sonra sanık …’ın aldıkları ile yetinmeyip yüksek meblağlarla para istemeye başlamasından şüphelenen mağdurun bu taleplere karşı duruş sergileyip bir tarafdan da konuyu sanık …’e açtığı, sanık …’in “Bunların elinde silah olduğunu, ne söylerlerse yapması gerektiğini bir daha kendisini aramamasını” söylemesi devamında da sanık …’ın “Adamlarımı yollarım, Samsun’da adamlarım var, içeride yatan 4 adamım var, çocuklarına zarar veririm, aramızdaki ilişkiyi ailene anlatırım” şeklinde sözler sarf etmeye başladığı, tüm bu gelişmelerden korkan mağdur …’ün sanık …’a birden ziyade yüksek meblağda elden paralar verdiği gibi sanık …’ın bildirdiği sanık … ile sanık …’in çocukları olan … ve … hesaplarına para havaleleri yaptığı,
Mağdur … mahkeme huzurunda yaptığı açıklamada ise; sanık …’ın kendisini arayıp ulaşamadığı durumda sanık …’i aramasını, onun kendisine haber vereceğini söylemesi üzerine, sanık …’ın henüz zorla para almaya yönelik hareketleri olmadığı dönemde bir kaç kez sanık …’i arayıp ona “Sanık …’ı arayıp ulaşamadığı yönünde mesaj bıraktığını, daha sonra sanık …’ın paraların gönderileceği hesap numaralarını verdiğini, bunlardan birinin sanık …’e ait hesap olduğunu belirttiği,
Sanık … 01.04.2015 günlü kolluk ifadesinde özetle; mağdur … ile sanık …’ın sevgili olduklarını bildiğini, mağduru daha önce görmediğini ve tanımadığını, mağdurun telefonla arayıp sanık …’ı sorması şeklinde aralarında bir münasebetin olduğunu, Garanti Bankası nezdindeki hesap numarasını sanık …’ın daha önceden bildiğini, mağdurun bu hesaba para göndermiş olabileceğini, sanık …’ın gönderilen paraları eşinin hesabına göndermesini istediğini, …’ın dolandırıcı olduğunu,
Mahkemenin 04.11.2014 günlü oturumunda özetle; mağduru tanımadığını, 1-2 kez telefonla görüştüğünü, sanık …’ın mağdur ile sevgili olduklarını, hesabında sorun olduğunu söyleyerek mağdura vermek üzere hesap numarasını istediğini, bunun üzerine hesap numarasını sanık …’a verdiğini, mağdur tarafından hesabına 15.000 TL gönderildiğini ve sanık …’ın talimatı üzerine parayı sanık …’ın eşi …’ın hesabına gönderdiğini, sanık …’ın arabada kalan telefonunun özel bir numaradan aranması üzerine telefonu açtığında arayanın mağdur olduğunu ve kendisine sanık …’ı sorduğunu, mağdurla bir iki kez bu şekilde görüştüğünü, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, savunmalarında ileri sürdüğü,
Sanık …’ın soruşturma aşamasında özetle, sanık …’in çalışanı olduğunu, mağdurla arkadaşlık ilişkisi yaşadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini,
Sanık …’ın mahkeme huzurunda özetle; mağdurla arkadaşlık ilişkisi yaşadıklarını, bu süreçte mağdurun kendisine hibe olarak 22.000,00 TL verdiğini, bir kısmını geri verdiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini,
Sanık …’in soruşturma aşamasında özetle; mağdurla tesadüfen tanıştığını, mağdurla sanık … arasındaki ilişkiyi sonradan öğrendiğini, oğlu …’a kafe açması için mağdur tarafından 15.000,00 TL civarında para gönderildiğini,
Sanık … mahkeme huzurunda alınan ifadesinde; soruşturmadaki ifadesi ile benzer beyanda bulunduğu ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği,
Hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen … ; mağdur ve sanık … ile muhabbetinin olmadığını, açtıkları kafeye ortak olmaları nedeniyle tanıdığını, kafenin masraflarını kendisinin yönlendirdiğini, abisi …’ın paranın yattığını söylediğinde parayı çekip masraflara harcadığını,
Hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen … ; kafede bulunduğu sırada mağdurla tanıştığını, Bodrum’da kafe açacağını söylemesi üzerine mağdurun ortaklık teklifinde bulunduğunu, bu teklifi kabul ettiğini, mağdura herhangi bir evrak vermediğini, bunun üzerine mağdurun 15.000,00 TL para gönderdiğini, bu parayı masraflar için kullandığını beyan ettikleri;
… ve … hakkında 17.07.2014 günlü ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile takipsizlik kararı verildiği,
Garanti Bankası A.Ş’nin 18.04.2014 gün, 927/3680252 sayılı yazısına göre, mağdur … tarafından sanık …’in hesabına 28.03.2013 günü 3.000,00 TL, 12.04.2013 günü 5.000,00 TL, 10.05.2013 günü 2.325,00 TL ve 2.200,00 TL, 15.05.2013 günü 5.000,00 TL ve 5.000,00 TL, 31.05.2013 günü 1.000,00 TL tutarlı para transferlerinin yapıldığının anlaşıldığı,
Sanık …’in Garanti Bankası A.Ş nezdindeki 6666233 no.lu hesabının hangi tarihte açıldığı ve/veya hangi tarihten itibaren aktif kullanımda bulunduğu, mağdur … tarafından bu hesaba gönderilen paraların ne miktardaki paranın sanık …’ın eşi …’ın hesabına havale edildiği, anılan paradan herhangi bir miktarının sanık …’in hesabında tutulup tutulmadığı, olay tarihi itibari ile sanıklar …’in sanık …’ın yanında çalışan bir eleman olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; İddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyaya yansıyan belgelere ilişkin değerlendirmeler ile ortaya çıkan duraksamaların giderilebilmesi için;
Öncelikle;
ı) Sanık …’in suç tarihi itibariyle sanık …’ın çalışanı olup olmadığı,
ıı) Sanık …’in Garanti Bankası A.Ş. nezdindeki 6666233 no.lu hesap, hangi tarih itibari ile açıldığı ve/veya aktif olarak kullanılmaya başlandığı,
ııı) Sanık …’in Garanti Bankası’ndaki hesabından sanık …’ın eşi …’ın hesabına havale ve/veya EFT yoluyla para transferi işlemi yapılıp yapılmadığı, … adına olan söz konusu hesabın gerçekte kimin tarafından kullanıldığı araştırılıp, bir havale işlemi var ise sanık … hesabına gelen paradan ne kadar bir miktarın …’ın hesabına gönderildiği belirlenip gerektiğinde bu konuda …’ın olayla ilgili antlı beyanı alındıktan sonra deliller bir bütün halinde değerlendirilip sonucuna göre, mağdura karşı işlenen yağma suçuna sanık …’in hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği dikkate alınmadan eksik inceleme ile yetinilerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi ile ilgili 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre yeniden değerlendirilmesi lüzumu;
3-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 43/3. maddesi uyarınca, yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ve her eylemin ayrı ayrı yağma suçunu oluşturacağı gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 27.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.