Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2019/1722 E. 2019/3952 K. 01.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1722
KARAR NO : 2019/3952
KARAR TARİHİ : 01.07.2019

Yağma suçundan sanık …’ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/2, 59/2.maddeleri gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (Kapatılan Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi) 11.04.2002 gün, 2001/364-2002/105 sayılı kararının, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16.09.2002 gün, 2002/14924-2002/10066 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin hükümleri uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine dava dosyasının mahkemece duruşma açılmaksızın dosyadaki belgeleri incelenerek 07.06.2005 gün, 2001/364–2002/1056 sayılı kararın verildiği, anılan bu kararın sanık … yönünden temyiz edilmeden kesinleştiği;

Aynı karar ile hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanık … hakkında, Adalet Bakanlığının 08/05/2019 gün ve 94660652-105-34-7720-2018 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/05/2019 gün ve KYB/2019/50584 sayılı ihbar yazısı ile dosya Dairemize gönderilmekle incelendi;

Anılan Yazıda;

“Dosya kapsamına göre,

Hükümlü … hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi sonrası Cumhuriyet savcılığınca yapılan uyarlama istemi üzerine, 07/06/2005 tarihinde evrak üzerinde inceleme yapılarak hükümlünün lehe bulunan 5237 sayılı Kanun’un 149, 150/2 ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen bu kararın kesinleştirilerek 12/08/2005 tarihinde infaza verildiği dikkate alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını,
delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkânı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde dosya üzerinden karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması ” Dairemizden istenilmiştir.

TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A

Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile,

İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (Kapatılan Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi) 07.06.2005 gün, 2001/364 Esas – 2002/1056 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, yerel Mahkemece kanun yararına bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesine, 01.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.