Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2019/1914 E. 2019/4504 K. 26.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1914
KARAR NO : 2019/4504
KARAR TARİHİ : 26.09.2019

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Yerel mahkeme hükmünün 5271 sayılı CMK’nun 280. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve Sanığın TCK’nun 149/1-h, 53/1-2-3, 58/6 maddelerinin uygulanması sonucu 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair hüküm kurulmasına

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 gün, 2015/51 Esas ve 2018/584 Karar sayılı ilamı ile nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı, sanık … savunmanının, CMK 272 ve müteakip maddeleri uyarınca İstinaf kanun yoluna başvurması üzerine; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu verilen 26.03.2019 gün, 2019/455 Esas ve 2019/593 sayılı kararına karşı, sanık savunmanınca usulüne uygun olarak açılan temyiz davası üzerine, temyiz dilekçesinde hukuka aykırı olduğu ileri sürülen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular CMK’nin 288 ve 289. maddeleri kapsamında incelenip görüşüldü;

Duruşma, kovuşturma safhasında en çok faaliyet gerektiren ve son karar üzerinde müessir olan bir devre olduğundan, kovuşturma denilince çok defa akla duruşma gelir. Duruşma kendinden sonra gelen sonuç devresine geçmeyi mümkün kılmaktadır. Duruşmanın gayesine erişmek için yapılan faaliyetler onun görevini meydana getirir. Duruşma hükmün açıklanmasıyla sona erer. Duruşmada sözlülük, açıklık, bağlılık, yüze karşılık, vasıtasızlık ve kesintisizlik vardır. Her yargılama faaliyetinde mecburilik ve devamlılık bulunmaktadır. Sanığın duruşmada bulunması yüze karşılık özelliğinin olduğu kadar, müdafaa hakkının bir sonucudur. Sanık gelmemiş ise, duruşma yapılmaz. Bunun içindir ki sanığın gıyabında duruşma yapılabilmesi hali bir istisnayı oluşturur.

Duruşma; sanık gibi suçtan zarar gören ve/veya mağdura haber verilir. Duruşmanın kesintisiz olması gerekir. Duruşmanın kesintisizliği; duruşmanın aynı mahkemede sona ermesi olup, bu yönde bir yetkisizlik çıkarsa işin yetkili mahkemeye gönderilmesi gerekir. Bu takdirde orada, yeni ve kesintisiz bir duruşma başlayacaktır. Bu yeni duruşmada her işlemin tekrarlanması gerekmeyebilir. Zorunluluktan kabul edilebilecek istisnalar hiçbir zaman mahkemenin tez, antitez hep birlikte karşılandırılıp senteze varış demek olan kollektifliği ile çelişemez. Yani diyalektiğe dokunulmamalıdır. Aksi halde yapılana, ne duruşma ne de muhakeme denilebilir.

Hal böyle olunca;

Yeniden duruşma açılmasına karar verildiğinde sanık, suçtan zarar gören ve/veya mağdur veya davaya katılana usulünce duruşma günü bildirilip, yetkili-görevli mahkemede, sözlülük, kesintisizlik, açıklık, bağlılık, vasıtasızlık kurallarına göre muhakeme faaliyetine sanığın sorgusu ile başlanıp, duruşma diyalektiğine yer verilerek yürütülmesi zorunlu olduğu bir muhakkaktır.

Somut olaya gelince;

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2015 tarih, 2015/7847 nolu iddianamesiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2015 tarihli kararıyla iddianamenin kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildiği, yargılama devam ederken sanığa ulaşılamadığı için hakkında 17.06.2015 tarihinde yakalama emri çıkarılmasına karar verildiği,

Sanığın 04.07.2015 tarihinde yakalanıp; çıkarıldığı Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinde, sanığın “Yakalama müzekkeresine” karşı beyanı alındığı, bu haliyle duruşmada aranan tarafsızlık, açıklık, yüze karşılık ilkeleri gereğince gerçek anlamda sanığın sorgusundan bahsedilemeyeceği,

Sanık hakkında 18.12.2018 tarihinde verilen hüküm ile birlikte bir kez daha hakkında yakalama emri çıkarıldığı; bu yakalama emrine istinaden sanığın hükümden sonra 22/12/2018 tarihinde yakalandığı ve sanığın esas hakkında savunmasını aldığı,

18.12.2018 günlü karara karşı sanık savunmanının istinaf davası açması ile, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderildiği,

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13.Ceza Dairesinin 26.03.2019 tarihinde verdiği karar ile; 5271 sayılı CMK 196 maddesine aykırı olarak istinabe yasağı gözetilmeden alınan savunma üzerine karar verildiği gerekçesiyle, sanık hakkında yağma suçundan kurulan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli
kararını kaldırarak, yeniden duruşma açılmasına karar verdiği, anılan karar gereğince tüm duruşma faaliyetinin yenilenmesi ve/veya zorunlu hallerin bir kısmının yerine getirilip, getirilemeyen kısım varsa nedenleri ile açıklanması gerekirken, sanık savunmasını almakla yetinilip, mağdur- tanık v.s ifadelerinin alınmadan ve/veya bunlara karşı sanığın diyecekleri sorulmadan, dosyaya etkili olan diğer deliller tartışılmadan CMK da belirtilen şekilde, duruşmada aranan tez, antitez, kesintisizlik, açıklık, sözlülük, vasıtasızlık ilkelerine uyulmayan duruşma faaliyeti ile yetinilip mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle hak ihlaline neden olacak şekilde hüküm kurması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucu verilen 26/03/2019 gün, 2019/455 esas ve 2019/593 karar sayılı mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK’nin 302/2. madde ve fıkrası uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.