YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3872
KARAR NO : 2021/5077
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, görevi yaptırmamak için direnme, 6136 sayılı yasaya muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık … hakkında yağmadan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 149/1-a maddesi uyarınca belirlenen 10 yıl hapis cezasından teşebbüs hükümleri uyarınca 3/4 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay hapis yerine, 3 yıl olarak belirlenmişse de, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca netice olarak 9 ay hapis cezası belirlenmesi nedeniyle sonuca etkili olmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, o yer Cumhuriyet Savcısının ve … müdafiinin temyiz talebleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
1- Sanığa yüklenen ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, TCK’nın 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 27/11/2007 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz talebi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Oluş ve dosya içeriğine göre, olay günü müşteki polis memurları … ve …’ın Bağcılar – Ateştuğla hattında çalışan minibüslerde yankesicilik olayının fazla olması nedeniyle görevli olarak minibüste bulundukları sırada araç içindeki yolcular arasında bulunup fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların mağdur … …’un cebinde bulunan sürücü belgesi ve sair eşyayı çekerek aldıklarının polis memurlarınca görülmesi üzerine sanık … …’ı minübüsten inince yakaladıkları, kesintisiz takip sonucu yakalanacaklarını anlayınca farklı yönlere kaçan sanıklardan …’in üzerinde taşıdığı bıçağı çıkararak “yaklaşmayın keserim” diye bağırdığı ve polis memuru …’nu basit tıbbi müdaheleyle giderilebilecek şekilde yaraladığı, bu suretle görevli polis memuruna direndiği, zor kullanılmak suretiyle yakalandığı, bu şekilde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin ayrıca görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturup oluşturmadığı öncelikli olarak incelenmiştir.
Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi’nde “Kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza” kuralı geçerlidir. Ancak bu kuralın; bileşik suç, zincirleme suç ve fikri içtimadan ibaret olmak üzere üç ayrı istisnası kabul edilmiştir. TCK’nın 42. maddesine göre, biri diğerinin unsurunu veya nitelikli hâlini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz. Örneğin; yağma suçunda, hırsızlık ve tehdit ve/veya yaralama suçları bütünleşerek bağımsız suç olma niteliklerini yitirmiş ve yağma suçunun birer unsuru haline gelmiştir.
Somut olayda, her ne kadar sanık hakkında görevli polis memurlarına direndiği ve eylemini bıçakla gerçekleştirdiği belirtilerek görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın diğer sanık … … ile birlikte hırsızlık olayını gerçekleştirdikleri sırada olayı gören polis memurlarınca yakalanmak istediğinde direnmesi şeklindeki eyleminin kül halinde yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu, sanığın eylemin direnme fiilinin yağma suçunun unsuru olup bileşik suç nedeniyle tek fiil sayılması gerektiği, bu tür durumlarda gerçek içtima hükümlerinin uygulanamayacağı, TCK’nın 149/2. maddesi uyarınca ancak yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanabileceği anlaşılmaktadır.
Ayrıca hatalı olarak dava açılan kamu görevlisine direnme suçunda TCK’nın 265/1, 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi dolmuştur.
Öte yandan CMK’nın 223/9. maddesinde, “Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu itibarla, sanık hakkında TCK’nın 42, 149/2, CMK’nın 223/2-a (303/1-a) ve 1412 sayılı CMUK’nın 322/1-a maddeleri uyarınca, kamu görevlisine görevi yaptırmamak için direnme suçundan unsurların oluşmaması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı taktirde tıpkı dava zamanaşımının gerçekleşmesi hâlinde olduğu gibi bu hukuka aykırılığın Yargıtay’ca giderilmesi ve kararın bozulup (mahkûmiyet kararı kaldırılıp, beraat kararıyla değiştirilmek suretiyle) düzelterek onama kararı verilmesi gerekir.
Zira, Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilmesi başlıklı CMK’nın 303. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde (1412 sayılı CMUK’un 322/1-a maddesinde) belirtildiği üzere, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse Yargıtay’ın davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere; temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde Yargıtayca bozulması kuraldır. Ancak, istisna olarak, hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması nedeniyle hüküm bozulmuşsa ve yeniden yargılama yapılması gerekmiyorsa, mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu değilse maddede sekiz bent hâlinde ve sınırlı olarak sayılan durumlarda davanın esasına hükmedilebilecek veya hükümdeki hukuka aykırılık Yargıtayca düzeltilebilecektir.
Dairemize göre, kamu görevlisine görevi yaptırmamak suçundan hatalı olarak açılan davada mahkûmiyet hükmünün beraat kararına dönüştürülmek suretiyle düzeltilerek onanması yerine, sanığın işlediği yağma suçunun “Cebir” unsurunu oluşturan görevi yaptırmamak için direnme fiilinin suç olma vasfı devam ettiğinden hatalı olsa ayrıca açılan davada verilmemeli, TCK’nın 42, 149/2. ve CMK’nın 223/4 maddeleri uyarınca ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirdi. Ancak, dava zamanaşımının dolması nedeniyle öncelikle düşme kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Sanığa yüklenen görevi yaptırmama için direnme suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, TCK’nın 265/1, 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 27/11/2007 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz talebi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III-Sanık … hakkında yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Minibüste sanık …‘ın bir şahsın önünü kapatıp diğer sanık … ’in ayakta duran müştekinin pantolonun cebine elini sokmaya çalışırken müştekiler polis memurları … ve …’nun müdahele ettikleri ve sanıkların minübüs durunca asağıya indiği ayrı yönlere kaçan sanıklardan …’ın minibüsten inince müşteki polis memuru …’a direnmediği ve yakalandığı diğer sanık …’in ise, çaldığı malzemelerle kaçtığı ve yakalanacağını anlayınca üzerinde taşıdığı bıçağı çıkararak “yaklaşmayın keserim” diye bağırdığı olayda sanık …’ın nitelikli hırsızlığı teşebbüs suçuna iştirak ettiği, iştirak iradesinin diğer sanık …’in gerçekleştirdiği hırsızlık olarak başlayan sonradan dönüştüğü silahla yağmaya teşebbüs suçunu kapsadığını kabule imkân bulunmadığından sanık … hakkında TCK’nın 37/1, 142/2-b ve 35/2. maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde silahla yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 17.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.