YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4700
KARAR NO : 2021/4939
KARAR TARİHİ : 16.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Suçtan zarar gören … vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Kamu malına zarar verme suçu yönünden suçtan zarar gören …’nın kovuşturma aşamasından haberdar edilmediği, 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.10.2010 tarih, 2010/9-149 Esas ve 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere müştekinin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görüldüğünden, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca 24.12.2019 havale tarihli temyiz dilekçesinin katılma talebi niteliğinde olduğu kabul edilerek kamu malına zarar verme suçundan zarar gören müşteki …’nın davaya katılan sıfatıyla kabulüne karar verilmekle yapılan incelemede;
13.11.2015 tarihli hükmün katılan …’na 13.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, katılan vekilinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü 24.12.2019 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, anılan Kanun’un 317. maddesi gereğince katılan … vekilinin temyiz isteminin tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanıklar müdafii ile sanıklar … ve …’in temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak anılan maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklardan 20.04.1974 doğumlu olan …’ın, incelenen sabıka kaydına göre; tekerrüre esas alınan hükmün suç tarihi olarak gözüken 1989 yılında 18 yaşından küçük olduğunun anlaşılması karşısında; TCK’nın 58/5. maddesi uyarınca sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-Sanıklar için görevlendirilen tercümana ilişkin giderlerin yargılama giderinden sayılmayarak Devlet Hazinesi tarafından karşılanacağının gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 324/5. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, … müdafii ile sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla, 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarının sanık … hakkındaki “A” harfi ile gösterilen bölümünden sanık … hakkında “58. maddenin uygulanmasına” ilişkin kısmın çıkarılmasına; hüküm fıkralarından “yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin bölümün” de çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.