Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/9716 E. 2021/14982 K. 30.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9716
KARAR NO : 2021/14982
KARAR TARİHİ : 30.09.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık gösteren sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 168/3. maddesi gereğince en fazla 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, 2/3 oranında indirim yapılması sureti ile eksik ceza tayini, karşı temyiz olmadığından ve kazanılmış hak ilkesi gereği sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 30.09.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ:

Yağma suçuna ilişkin 148. madde gerekçesinde “Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir” açıklamasına yer verilmiştir. Öte yandan 148/1. madde bendinde tehdit tarif edilirken 106/1. madde 2. cümlesinde yer alan sair tehdide yer verilmemiştir. Olayımızda mağdur kendi rızası ile telefonunu kullanmak için sanığımıza vermiş, mağdurun ısrarına rağmen sanık telefonu geri vermediği gibi mağdur ve arkadaşının yanından uzaklaşmak için parka doğru yürümeye başlamış, mağdur sanığın peşinden takip etmiş, hatta sanığı kaçırmamak için ayağındaki patenleri çıkarmış, polisi arayan arkadaşı da tekrar mağdur ve sanığın yanına gelmiş ve polisin geldiğini söyleyince sanık telefonu mağdura geri verip olay yerinden kaçmıştır. Mağdur sanığın hapisten yeni çıktığını söylediğini ve sanıktan telefonunu geri istediğinde sanığın küfür ettiğini beyan etmiş, sanığın tehdide yönelik sözler sarf ettiğine dair bir beyanda bulunmamıştır. Tanık ta mağdur gibi beyanda bulunmuştur.
Sanığın tehdide yönelik sözler sarfetmediği, sözlerinden ve küfründen mağdurun çekindiği, ancak patenlerini çıkararak kaçarsa peşinden koşup yakalamayı dahi göze aldığı, olay yerinden uzaklaşan sanığı takip ettiği olayda yağma suçunda aranan tehdit şartının gerçekleşmemiş, dolayısıyla yağma suçunun unsurlarının oluşmamıştır. Sanığın eylemi hırsızlık suçuna teşebbüs aşamasında kalmıştır. Kararın bu yönden bozulması gerekmektedir.
Yeni Türk Ceza Kanunu her suçta mutlaka netice vardır anlayışı terk edilmiştir. Bunun sonucu olarak “Neticesi harekete bitişik suç” ve “Neticesi hareketten ayrı suç” ayrımından söz edilemez. Yeni sistemde doktrinde hırsızlık, dolandırıcılık ve yağma suçları “Neticeli suçlar” ve iftira ve hakaret suçları ise “Sırf hareket suçları” olarak tanımlanmaktadır. Hırsızlık, yağma ve dolandırıcılık suçlarında suçun tamamlanabilmesi için, malik veya meşru zilyedin mal üzerindeki zilyedliğinin sona erdirilmesi ve failin bu mal üzerinde zilyetlik tesis etmesi gerekir. (Bnknz: Özgenç, TCK Genel Hükümler, 16. sayı , sf. 190 ve 191”
Olayımızda sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu kabul edildiği takdirde ise eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının kabul edilmesi gerekmekdir. Hırsızlık ve yağma suçlarında suçun tamamlanması için mağdurun zilyedliğinin son bulması, mağdurun mal üzerinde tasarruf olanağının ortadan kaldırılması ve sanığın malın zilyedi olması gerekmektedir. Bu nedenle heyetimizin kabulünü göre de kararın bu yönden bozulması gerekmektedir. 30.09.2021