YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9784
KARAR NO : 2021/11758
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Niteklikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Müşteki …’nun zararının kovuşturmaya başlandıktan sonra giderildiğinin kabul edilmesine karşın 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinden düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uyarınca sanıklar …, … ile suça sürüklenen çocuk … hakkında belirlenen cezadan 1/2 oranında indirim yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler kurulunun takdirine göre, sanıklar ve müdafileri ile suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 17/06/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan kamu davası açılmış yerel mahkeme sanıklardan …’ün beyanını aldıktan sonra cezaevinde olduğu belirlenen suça sürüklenen çocuk … ve sanık …’in beyanlarını almadan müşteki beyanı üzerine eylemin nitelik değiştirdiğini kabul edip savunmalarını almadan sanık müdafiilerine müessir fiilden ek savunma vermiş beraat talebine rağmen şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı vermiştir.
Bu kararı o yer Cumhuriyet Savcısı süresinde temyiz etmiştir.
Cumhuriyet Savcısı “Sanıklar …, … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında birden fazla kişiyle birlikte gece vakti gasp suçundan açılan davada, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun savunması alınmaksızın mütalaa beyanı talebi üzerine verilen mütalada, müştekinin mahkeme huzurundaki beyanında, olay anında sanıkların da içinde bulunduğu 7-8 kişi tarafından dövüldüğünü ancak olay sebebiyle şikayetçi olmadığını belirtmişse de, değişen suç vasfına göre TCK’nun 86/2 maddesi kapsamında kalan suç eylemine ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete tabi olup ancak mahkeme safahatında değişen suç vasfı bakımından şikayetten vazgeçmeye dair kabulleri de sorulmak üzere sanıkların savunmaları alınarak delillerin takdir edilmesi ve müştekideki yaralanmanın hangi sanığın eylemi sonucu oluştuğu da belirlenip sonucuna göre eyleme katılmayan sanıklar bakımından beraat hükmü yönünden değerlendirme yapılması gerekirken savunma alınmaksızın derhal beraat kararıda söz konusu olmayan olayda yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle usul ve yasaya aykırı davranıldığı anlaşıldığından,
Yukarıda belirtilen mahkeme kararının belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi kamu adına saygıyla arz ve talep olunur.” gerekçesiyle temyiz etmiştir.
Temyizin içeriğinde açıkça aleyhe olduğu yazılmamış hatta deliller değerlendirilerek beraat kararı tartışılmalıydı şeklindeki beyanlarından temyizin lehe olduğu sonucu çıkarılabilir.
Karar niteliği itibariyle derhal beraat verilecek hallerden olmadığı bu nedenle Cumhuriyet Savcısının temyiz hakkının hukuken geçerli olduğu konusunda tereddüt yoktur.
Bu temyiz kararı üzerine eylemin yağma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Yerel mahkemece bu kez sanıklara yağma suçundan mahkumiyet verilmiştir.
Yukarıda özetlendiği üzere Cumhuriyet Savcısının temyiz kararından aleyhe olduğu anlaşılamamaktadır. Daha önce benzer bir olay nedeniyle inceleme yapan kapatılan Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2018/12253 Esas ve 2019/5400 Karar sayılı ilamlarında “açıkça aleyhe olarak değerlendirilemeyecek olan bir temyizin sonuçta lehe kabul edilmesi gerektiği düşüncesinden” demek suretiyle açıkça aleyhe olmayan temyizin lehe kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Olayımızda da Cumhuriyet Savcısının temyizi açıkça aleyhe olmadığı gibi “… beraatleri değerlendirilmeliydi….” şeklindeki açıklamaları nedeniyle lehe olduğunun kabulü gerekir.
Dolayısıyla daha önce verilen düşme kararının aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozma sonrası verilen kararda CMK 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesi ve yağma suçundan verilen cezanın kazanılmış hak nedeniyle “Düşme” olarak karara bağlanması gerekirdi.
Bu nedenle CMK 326/son gözetilmeden verilen yerel mahkeme kararını onayan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Karar CMK 326/son nedeniyle bozulmalı idi.