YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16722
KARAR NO : 2021/18028
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tefecilik, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, bozma, temyiz isteminin reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıklar …, …, …, … ve … müdafiileri duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş iseler de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 299. maddesi uyarınca takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede:
1-Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf isteminin esastan reddi kararı ve tefecilik suçundan kurulan beraat hükmünün bozulmasına ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tefecilik suçu yönünden; 5271 sayılı CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararları temyiz edilebildiğinden, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçu yönünden; hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık … müdafiinin temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar …, … ve … haklarında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne dair istinaf isteminin esastan reddi kararına ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde,
Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-g maddesi uyarınca, on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin 22/02/2021 tarih ve 2020/1052 E- 2020/1149 K sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik katılan … Hazinesi vekili temyiz itirazının reddiyle, tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
3-Sanıklar …, …, …, … ve … haklarında müştekiler … ve …’e yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazlarının; sanığın diğer sanık …’nin abisi olup yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerine karışmadığına, sadece kardeşinin alacağını alamaması sebebiyle parayı ödemesini söylediğine, eylemlere katılmış olduğu kabul edilse bile sanık hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, müştekilerin mahkemede hakaret, tehdit ve darp eylemlerinin gerçekleşmediğine ilişkin beyanlarının hükme esas alınması gerektiğine, soruşturma ifadesini alan polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu da gözetilerek soruşturma ifadelerinin hükme esas alınamayacağına, maddi bulgularla desteklenmeyen TAPE kayıtlarının hükme esas alınmayacağına, 205.000 TL bedelli senedin sanığın elinde olduğu yönünde kabul doğru olmayıp söz konusu senedin sanık …’in evinde ele geçirildiğine, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin ve TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında TCK’nın 39. maddesinin de tartışılması gerektiğine, sanık … müdafiilerinin temyiz itirazlarının; sanığın diğer sanık …’nin kayınbiraderi olup yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerine karışmadığına, araç alım satımıyla ilgisi bulunmayıp, müştekiye ait eşyaların satılması ve senet imzalatılması eylemlerine karışmadığına, eylemlere katılmış olduğu kabul edilse bile sanık hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, müştekileri evlerinde rehin tutmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince atılı tüm suçlardan beraat etmesi gerektiğine, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin ve TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında TCK’nın 39. maddesinin de tartışılması gerektiğine, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazlarının; sanığın müştekiye zorla senet imzalatmadığına, eşyalarına el koyarak satmadığına, müştekinin eşyalarını alan kişinin sanık olduğu kabul edilse bile sanık hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, müştekilerin mahkemede hakaret, tehdit ve darp eylemlerinin gerçekleşmediğine ilişkin beyanlarının hükme esas alınması gerektiğine, soruşturma ifadesini alan polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu da gözetilerek soruşturma ifadelerinin hükme esas alınamayacağına, müştekinin kendi rızasıyla senet imzalamış olduğuna, zorla alıkonulmadıklarına, araç satımlarında piyasa değerleri ile satış bedelleri arasında orantısızlık bulunmadığına, maddi bulgularla desteklenmeyen TAPE kayıtlarının hükme esas alınmayacağına, 205.000 TL bedelli senedin sanığın elinde olduğu yönünde kabul doğru olmayıp söz konusu senedin sanık …’in evinde ele geçirildiğine, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin ve TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, tefecilik suçundan verilen beraat kararının bozulması yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının da usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık … ve … ile müdafiilerinin temyiz itirazlarının; müştekilerin yönlendirme doğrultusunda kovuşturma aşamasında kabul etmedikleri soruşturma beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğuna, müştekinin öncesinde yaşanan olaylarda dolayı maddi durumu kötü olmakla, kendilerinin dolandırılarak araçlarının ellerinden alındığına, sanıkların tüm eylemlerinin ihkakı hak kapsamında olup suç teşkil etmediğine, müştekilerin kalan eşyalarının kendileri tarafından satılmış olup yağmalanmadığına, evsiz ve eşyasız kalan müştekileri misafir olarak kabul edilmesine karşın müştekileri alıkoymaktan cezalandırılmalarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı tüm suçlardan beraat etmeleri gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar …, …, …, … ve … haklarında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar …, …, …, … ve müdafiileri ile sanık … müdafiilerinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İTİRAZININ ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 24/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.