Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/1834 E. 2021/3715 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1834
KARAR NO : 2021/3715
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 31/3. maddelerine uyan suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 ay kesintili zamanaşımına bağlı olup, suç tarihi olan 03/10/2012 tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 116/1-4 ve 119/1-c maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma suçunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.12.2012 tarih ve 2012/1247 Esas ve 2012/1842 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 116/4 ve 119/1-c maddelerinde düzenlenen “suçların gece vakti ve birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi”nin, suçların daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli halleri olması nedeniyle aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alındığında, TCK’nın 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerine göre zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun konut dokunulmazlığının ihlali suçuna ilişkin eylemini gece vakti gerçekleştirmiş olduğunun anlaşılması karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 116/4. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
2-Müştekinin hazırlık aşamasında alınan ifadesine göre; atılı suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğa verilen cezada 5237 sayılı TCK’nun 119/1-c maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Suça sürüklenen çocuk müdafiinin lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nun 51. maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
4-Suç tarihinde hapis cezasına mahkum edilmemiş suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı TCK’nun 50/3. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun göz ardı edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının korunmasına,
III-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun geceleyin hırsızlık suçunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.12.2012 tarih, 2012/1247-2012/1842 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinde düzenlenen “suçun gece vakti işlenmesi” durumunda, suçun daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hali olması nedeniyle aynı kanunun 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı süresinin hesabında dikkate alındığında, TCK’nın 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerine göre zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suç tarihinin 6545 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 28.06.2014 tarihinden önce 21/06/2014 olduğu ve suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesindeki alt sınır 2 yıl hapis cezası olduğu halde temel cezanın 3 yıl hapis cezası olarak tayin edilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
2-Suçun gece vakti sayılan zaman diliminde işlenmesine rağmen suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 143. maddesi gereği artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Suça sürüklenen çocuk müdafiinin lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nı 51. maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının korunmasına, 02/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.