YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24285
KARAR NO : 2023/8767
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, silahlı terör örgütü üyesi olma
HÜKÜMLER : Beraat, İlk Derece Mahkemesine gönderme
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine, yağma ve tehdit suçuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,
Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen bozma kararının ise 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilen “Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” hükmü uyarınca temyize tabi olmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2015 tarihli, 2015/100129 Soruşturma No.lu iddianamesiyle sanıklar …, …, …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (c), (f) ve (h) bendi, 35, 38, 58 ve 53 üncü maddeleri; sanıklar … ve …’ın 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (c), (f) ve (h) bendi, 38, 58 ve 53 üncü maddeleri ve 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli ve 2015/338 Esas, 2018/67 Karar sayılı kararı ile;
A. Sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 38 inci maddesi delaletiyle 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanıklar … ve … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
B. Sanıklar … ve … hakkında katılan … …’a yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (c) (f) ve (h) bendi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
C. Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatlerine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/1716 Esas, 2018/2161 Karar sayılı kararı ile … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli ve 2015/338 Esas, 2018/67 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcıları ve sanıklar … ve … müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, duruşmasız olarak yapılan incelemede;
A. Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bozulmasına,
B. Sanıklar … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan ve sanıklar …, … ve … hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet kararları kaldırılarak ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca red ve bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar … ve … müdafiinin sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi; istinaf mahkemesi tarafından verilen hükmün bu kısmının hukuka uygun olmadığına, sanıkların üzerine atılı suçu işlemediklerine, suçun unsurlarının oluşmadığına,
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının sanıklar …, …, …, …, … hakkında tehdit ve yağma suçundan kurulan baeraat hükümlerine yönelik temyiz istemi; sanıklar …, … ve … …’ın azmettirmesi diğer sanıklar … ve …’ın müştekiyi tehdit ettikleri, müştekinin aşamalarda değişmeyen beyanı, evine gönderilen mermi ve kırık kalem ve sanıkların müşteki ile Okmeydanı’nda buluştuklarına dair beyanlarından anlaşıldığından mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesine göre, aşamalarda değişmeyen müşteki beyanları, sanıkların olaya ilişkin anlatımları ve dosya kapsamına göre; sanıklardan … ile katılan … arasında bir arkadaşlık ilişkisinin mevcut bulunduğu, ilişkinin sona ermesi üzerine …’un …’ı rahatsız etmeye başladığı, bu hususun da şikâyet konusu yapıldığı, …’un kendilerine yönelik rahatsız edici eylem ve söylemlerinden kurtulmak isteyen … ile anne ve babası olan … ve …’ ın dernek vasıtası ile irtibata geçtikleri sanıklar … ve …’dan, …’un kendilerini rahatsız etmemesini sağlayacak girişimler için yardım talebinde bulundukları, sanıklar … ve …’ın bu amaçla … ile telefonda görüşerek gece vakti bir parkta buluştukları, …’i korkutarak bir kısmı kendilerine, bir kısmı da aileye verilmek üzere 150.000,00 TL para vermesi konusunda tehditte bulundukları, devam eden süreçte müştekinin kendisinden talep edilen miktarı vermemesi üzerine bu kez ikametinin kapısına içinde bir tabanca mermisi ve kırılmış kalem bulunan zarfın gönderilerek para vermesi konusunda yapılan tehdidi tekrar vurguladıkları, ikinci görüşmeden sonra tehditten korkan müştekinin olayı adli birimlere ihbar etmesi ile soruşturmaya başlandığı ve kendisine gönderilen zarfı da soruşturma aşamasında müştekinin ibraz ettiği, dosya kapsamındaki tüm delillerin müştekinin olayı ayrıntılı ve samimi olarak anlatan iddia ve beyanları ile değerlendirilmesi sonucunda sanıklar …,… ve …’ın azmettirmesi ile diğer sanıklar … ve …’ın …’ı rahatsız etmemesi hususunda müştekiyi tehdit ettikleri, ayrıca sanıklar … ve …’ın müştekiden 150.000,00 TL para istedikleri, kaatılanın olayı şikayet konusu yapması üzerine, olayın ortaya çıktığı ve bu şekilde eylemin tamamlanamayıp teşebbüs aşamasında kaldığı, her ne kadar sanıklar …, … ve … hakkında diğer sanıklar … Ve …’ı yağmaya azmettirme suçundan cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkların müştekiden para istenmesi konusunda diğer sanıklar … ve …’dan bir talepleri olduğuna dair delil bulunmadığı, amaçlarının müştekinin …’ı rahatsız etmeye son vermesi için tehdit etmek suretiyle korkutmak olduğu, bu işi kabullenen sanıklar … ve …’ın da diğer sanıkların kendilerini azmettirmeleri söz konusu olmadan yaptıkları bu iş karşılığında menfaat temin etmek amacıyla kendi insiyatifleri ile müştekiden korkutmak suretiyle para talep ettikleri, sanıklar …, … ve …’ın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının c bendi kapsamında kaldığı kabul edilerek bu şekilde uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, katılanın tüm aşamalarda sanıklar … ve …’ın kendilerini DHKP-C silahlı terör örgütü üyesi olarak tanıttıklarını ve bu sanıkların kendisinden telefonla ve yüzyüze sanık …’ı rahatsız ettiği gerekçesiyle 100.000 TL para talebinde bulunduklarını, diğer sanıklar …,… ve … ile birlikte Okmeydanında bir parkta buluştuklarında da aynı gerekçeyle 150.000 TL para istediklerini beyan etmiş, sanıklar …,… ve … ise katılanın sanık …’ı ısrarla rahatsız etmeye devam etmesi üzerine çevreden duydukları Okmeydanı’nda bulunan “Halklar ve Özgürlükler Derneği’ne” giderek sorunun çözümünde yardımcı olmalarını istedikleri, bu şekilde sanıklar … ve …’ın olaya dahil oldukları, sanıklar … ve …’ın telefon görüşmesi hususunu yalanladıkları ancak sanıklar …,… ve … ile katılan arasındaki sorunun çözümü için parkta buluşup konuştuklarını ancak herhangi bir para isteme ya da tehdit gibi bir sözün geçmediğini beyan ettikleri, katılan ile sanıkların beyanları arasında bu yönde çelişki ortaya çıktığı, çelişkinin giderilemediği, olaya ilişkin başkaca bir delilin bulunmadığı, taraflar arasında olay öncesinde husumet bulunması da dikkate alındığında sanıkların atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine … her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil edilemediği,şüphenin sanıklar lehine yorumlanması gerektiği gerekçesiyle bu suçlara ilişkin mahkumiyet kararlarının kaldırılarak sanıkların müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesine göre, dosya içeriğinden delillerin değerlendirildiği anlaşılmakla 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi gereğince duruşma açılması zorunlu olmadığından Tebliğname’de bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Her ne kadar sanıklar … ve … hakkında ilk derece Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişse de Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.1993 tarihli 2-187/222 sayılı ve 28.05.2019 tarih ve 2018/13-297 Esas, 2019/461 sayılı içtihatlarında da belirtildiği gibi, Yargıtay’ın duraksamasız uygulamalarına göre; istinaf denetimi sonrasında dahi, tür ve miktar itibarıyla kesin olan hükümlerin de suç vasfına yönelik temyizi halinde Yargıtay denetiminin mümkün olduğu kabul edilmiştir. Kural olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraza tabi ise de; somut olayda olduğu gibi yağma suçunu oluşturan fiille ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise, artık bu kararın da temyiz yasa yoluna tabi olacağı değerlendirilmiş, bu açıklamalar ışığında ilk derece Cumhuriyet Savcısının sanıklar … ve … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik istinafının suç vasfına yönelik olması sebebiyle bu suçların Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenip beraat kararı verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemsinin kabulü başlığı altında anlatılan gerekçeye göre katılan ile sanıkların beyanları arasında para istenmesine yönelik çelişki ortaya çıktığı, çelişkinin giderilemediği, olaya ilişkin başkaca bir delilin bulunmadığı, taraflar arasında olay öncesinde husumet bulunması da dikkate alındığında göre Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz sebebi yönünden bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden;
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. …, …, … hakkında Verilen Beraat Hükümleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/1716 Esas, 2018/2161 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden CMK’nın 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Sanıklar … ve … hakkında Verilen Beraat Hükümleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/1716 Esas, 2018/2161 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden CMK’nın 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
14.02.2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
… Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanıklar … ve … hakkında TCK’nın 149/1-c, f, h, TCK’nın 35, 38, 58 ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.
Ayrıca, gerekçeli kararda ayrıntıları açıklandığı üzere, açılan iddianameye göre diğer sanıklar haklarında da yargılamalar yapılmıştır.
Yapılan bu yargılamalar sonucunda karşı oya konu olan sanıklar … ve … … haklarında değişen suç niteliklerine göre TCK’nın 38 maddesi yollamasıyla TCK’nın 106/1-c, d TCK’nın 29, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince ayrı ayrı 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiş ve CMK’nın 231 inci maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Diğer bir kısım sanıklar müdafileri ile yerel mahkeme Cumhuriyet savcılarının istinaf itiraz yoluna başvurmaları nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından incelenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açılmaksızın yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hükümler kurulmuş ve adı geçen sanıklar haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları da kaldırılarak incelemeye tabi tutulmuş ve bu sanıklar yönünden de beraat kararları verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve bir kısım sanıklar müdafilerinin süresi içerisinde temyiz etmeleri üzerine dava dosyası Yüksek Dairemize gönderilmiştir.
Dairede yapılan görüşmeler sonunda; sanıklar müdafinin temyiz istekleri CMK’nın 298/1. maddesi gereğince reddedilmiştir. Diğer temyiz istekleri yönünden ise hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
CMK’nın 231 maddesinde HAGB kararlarının verilme koşulları ile bu kararlara karşı gidilecek yasa yolları açıkça belirlenmiştir. Buna göre HAGB kararları taraflara bildirildikten sonra, CMK’nın 231/12 ve CMK’nın 267 ve devamındaki maddelere göre belirtilen süre içerisinde itiraz yasa yoluna tabidir ve itiraz makamı da yine yasada belirtildiği üzere sıralı üst mahkemelerdir.
… 14. Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili sanıklar hakkındaki HAGB kararları itiraz üzerine yasal anlamda bir üst mahkeme olan aynı yer 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilecektir. Bunun dışında HAGB kararını kaldırabilecek yargı makamı yoktur. İncelemeye konu dava dosyasında da sanıklar … ve … … hakkında ilk derece mahkemesinin HAGB kararının Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay Ceza Daireleri tarafından re’sen kaldırılarak incelenmesi yolu bulunmamaktadır.
Kesinleşen veya yasa yolunda yanılgıyla istinaf veya temyiz yasa yoluna getirilen HAGB kararlarının hangi koşullarda tekrar görüleceği de yasada açıkça öngörülmüştür ve bu öngörülenler içinde Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay Ceza Dairelerine verilmiş bir yetki bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanıklar … ve … haklarındaki HAGB kararlarının incelenerek sonuçlandırılması yönündeki istinaf incelemesi yasaya aykırı olup yok hükmündedir. Bu nedenle ilgili Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi kararı bozulmalıdır.
Bozma yapılması gerektiği düşünülen konu ile ilgili olarak Dairemizin gerekçeli kararının V. KARAR başlığı altındaki c bendinde yazılı ”onama” kararına katılmıyorum.
…
(Muhalif Üye)