YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8842
KARAR NO : 2021/17990
KARAR TARİHİ : 23.11.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla tehdit, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, ilk derece mahkemesinin yağma suçundan verdiği mahkumiyet kararının kaldırılarak sanığın hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan mahkumiyeti
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında 6136 Kanun’a muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik, sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından; sanık … ve müdafiinin temyiz itirazlarının 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanık hakkında hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan kurulan hükme yönelik, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin müştekinin aşamalardaki beyanları ve olayın oluş şekli birlikte değerlendirildiğinde verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, müştekinin çelişkili ifadelerinin sanık lehine yorumlanması gerektiğine, müştekinin olayın sanığın savunmasında anlattığı gibi gerçekleştiğini beyan etmesi nedeniyle suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının da incelenmesi gerektiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı
şekilde mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararda suçun unsurlarının oluştuğunun sabit olduğuna yönelik herhangi bir gerekçenin bulunmadığına, sanığın temyiz isteminin hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Müştekinin olaydan hemen sonra alınan kolluk ifadesine göre; olaydan önce sanıktan uyuşturucu madde alması sebebiyle sanığa borcunun olduğu, olay günü sanığın müştekiyi telefonla araması üzerine müştekinin sanığın dükkan olarak kullandığı yerin önüne gelerek sanığın aracına bindiği, sanığın kullandığı araçla yolda giderken sanığın “paramı niye getirmiyorsun, benimle oyun mu oynuyorsun…” dedikten sonra müştekinin elinde bulunan (altın sarısı renginde olan Samsung marka) cep telefonunu çekerek alıp, araç kapısının cebine koyduğu, ardından da “benim paramı kimse yiyemez, arkadaşlarının hepsine soracağım” dediği, araçla müştekiyi su deposunun karşısındaki boşluk alana götürdüğü, araçtan inmesini söyleyerek müştekiye tabanca doğrulttuğu, bunun üzerine müştekinin araçtan indiği, sanığın yere doğru 3 el ateş ettiği, bu sırada saatin 05:30 sıraları olduğu, ardından birlikte tanık …’in evine gittikleri, sanığın “paramı niye vermiyorsunuz” diyerek müştekiyi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde tekme ve yumrukla yaraladığı, müştekiye “parayı getir, telefonunu al” dediği, bu sırada sanığın belinde tabanca olduğu, sanığın olay esnasında kullandığı araçta yapılan aramada olayda kullanılan tabancanın bulunduğu, olaydan sonra sanığın müştekiye ait cep telefonunu çalıştığı işyerinin dolabına koyduğu, abisi olan Tolgay Kartal’ın polisler işyerine gelmeden önce telefonu bulunduğu yerden alarak aynı gün akşam saatlerinde müştekinin evine bıraktığı, müştekinin alınan ek kolluk ifadesinde, sanığın ve ailesinin yanına gelerek ifadesini değiştirmek isteyebileceklerini de ayrıca belirttiği, nitekim sanığın tutuklanmasının ardından şikayetten vazgeçme dilekçesi veren müştekinin sanığa borcunun olduğunu, vadesinde ödeyemeyince de cep telefonunu kendi rızasıyla sanığa emaneten verdiğini söyleyerek kovuşturma aşamasında da bu yönde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; müştekinin olaydan hemen sonra alınan hazırlık ifadesi, bu ifadeyi doğrulayan tanık beyanları ve dosya kapsamında yer alan diğer tüm delillere göre, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 149/1-a, d ve 168/3-1. maddeleri uyarınca “nitelikli yağma” suçuna uyduğu gözetilmeyerek, müştekinin sonradan değiştirdiği anlaşılan beyanı ile sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik ve hayatın olağan akışına aykırı olan savunmasına itibar edilerek, yerinde olmayan ve dosya kapsamı ile örtüşmeyen gerekçe ile suç vasfında hata yapılarak TCK’nın 150/1. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun’un 106/2-a maddesinde tanımlanan “hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit” suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi’ne gönderilmesine, 23.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.