Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/14622 E. 2023/13106 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14622
KARAR NO : 2023/13106
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1347 E., 2022/559 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.07.2020 tarihli, 2019/1-52 Esas ve 2020/359 Karar, 12.03.2020 tarihli, 2018/1-337 Esas ve 2020/176 Karar, 23.10.2018 tarihli, 2017/1-842 ve 2018/457 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan “feragat” ya da “vazgeçme” vb. içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 266 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılmasının gerekeceği, iradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan “istek” de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesinin yapılamayacağı, bu itibarla somut olayda sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz isteminde bulunmasından sonra sanıkların “Dosyamın onaylanmasını istiyorum.” ya da “… daha da mağdur olmamak için bir an önce onaylanıp müddetname düzenlenmesini
istiyorum.” şeklindeki dilekçeleri ile asıl iradelerinin temyizden vazgeçmek değil de dosyanın bir an önce sonuçlanmasına/öncelikle incelenmesine yönelik olduğu, sanıkların dilekçelerinde temyizden vazgeçtiklerine dair açık bir ibare yazmadığı anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, temyiz dilekçelerinde gösterilen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında olduğu belirlenerek anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;
Hırsızlık olarak başlayan bir eylemde alma eylemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Uygulanan cebir veya tehdidin malı almaya yönelik olması, malın bu cebir veya tehdit etkisiyle verilmesi gerekmektedir.
Bu açıklama ışığında, oluş ve dosya içeriğine göre, uzman çavuş olan sanık …’ın sorumlusu olduğu kantinin kasasının açık verdiği, bu açığı göçmenlerden para alarak kapatmaya karar veren sanığın olay gecesi yanına er olan diğer sanıklar … ve …’yu da alarak göçmenlerin tutulduğu bölgeye gittiği, …’in talimatı üzerine …’un göçmenlere yüzleri arkaya dönük şekilde sıraya girmelerini ve üzerlerindeki telefon, pasaport ve paraları çıkarmalarını söylediği, sanık …’in kontrol ettiği paralardan bir kısmını cebine koymak suretiyle kendisinin aldığı olayda;
1. Sanık …’in suça konu paraları, arama/kontrol sırasında mağdurlardan habersiz olarak ve başkaca bir cebir/tehdit uygulamadan aldığı, sanık …’in talimatı ile diğer sanıkların yüzlerini kar maskesi ile gizledikleri, bu haliyle eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142/2-f, 143, 168/1 maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Eylemin …’in sorumlu olduğu kantin kasasındaki açığın kapatılması amacıyla yapıldığı, er olan sanıklar … ve …’ın uzman çavuş rütbesinde olan sanık …’in emriyle olay yerine gittikleri, göçmenlere ait eşyaların kontrolünü …’in yaptığı ve bu sırada bir kısım parayı aldığı olay nedeni ile sanıklar … ve … hakkında sanıkların rütbeleri de dikkate alınarak, Anayasa m. 137/son, TCK. m. 24/4, DMK. m. 11 düzenlemeleri ile 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 41 inci maddesinde yer alan “…2 – Hizmete mütaallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emir veren mesuldur.” düzenlemesi çerçevesinde emrin askeri bakımdan yerine getirilmesi mutlak emir olup olmadığı tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi gereğince, dosyanın … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.