Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/2687 E. 2023/8631 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2687
KARAR NO : 2023/8631
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu,7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2007 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 35 inci madde uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 13.03.2008 tarih 2007/305 Esas 2008/ 237 Karar sayılı ilamı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine uyduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2010 tarih ve 2007/297 Esas, 2010/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci madde gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına sanık hakkında 5 yıllık denetim süresinin belirlenmesine karar verildiği.

4. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 03.05.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın deneme süresi içerisinde 17.12.2010 tarihinde işlediği nitelikli hırsızlık suçundan … 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yargılandığı ve hakkında mahkümiyet hükmü kurulduğu bu kararın temyiz edilmeden 08.09.2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine sanık hakkında ihbarda bulunulduğu.

5. İhbar üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2016/102 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci madde gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 53 üncü maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verildiği

6. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarih ve 2016/102 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 17.06.2020 tarih ve 2020/12845 Esas, 2020/6084 Karar sayılı kararıyla;
“1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1. ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alman ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükümlerin neden, açıklandığına ilişkin gerekçeyle yetinilip yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,
2- Hükmün açıklanmasının dayanağını oluşturan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/04/2010 tarih ve 2007/297 Esas, 2010/141 Karar sayılı daava dosyasına ilişkin evrakların bir kısmının onaysız fotokopi olduğu anlaşıldığından, anılan dosyanın tüm soruşturma ve kovuşturma evraklarının aslı veya onaylı suretleri denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulduktan sonra karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

7. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarih ve 2020/402 Esas, 2020/342 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşme karar verilmiştir.
8. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2020/402 Esas, 2020/342 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 12.10.2021 tarih ve 2021/15554 Esas, 2021/16522 Karar sayılı kararıyla;
”Mağdur …’in aşamalardaki anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre; olay günü mağdurun bekçiliğini yaptığı inşaat alanına at arabası ile gelen sanık ile temyiz dışı sanık ve suça sürüklenen çocuğun, olay yerinde bulunan demir parçalarını arabaya yükledikleri, olay yerinden ayrılacakları sırada durumu fark eden mağdur tarafından durdurulmaya çalışıldıkları, bu esnada mağduru darp ederek etkisiz hale getirdikten sonra inşaat alanından suça konu demirler ile ayrıldıklarının anlaşılması karşısında; eylemin bir bütün olarak TCK’nın 149/1-a-c maddesindeki yağma suçunu oluşturduğu ve zamanaşımı süresi dolmadığından yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

9. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2021 tarihli ve 2021/654 Esas, 2021/724 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi, 168 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci madde gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ancak sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç olarak sanığın 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına 53 üncü maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Zamanaşımı süresinin dolduğuna,
2. Yağma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına,
3. Lehe yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik olduğuna,
4. Vesaire
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur …’in aşamalardaki anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre; olay günü mağdurun bekçiliğini yaptığı inşaat alanına at arabası ile gelen sanık ile temyiz dışı sanık ve suça sürüklenen çocuğun, olay yerinde bulunan demir parçalarını arabaya yükledikleri, olay yerinden ayrılacakları sırada durumu fark eden mağdur tarafından durdurulmaya çalışıldıkları, bu esnada mağduru darp ederek etkisiz hale getirdikten sonra inşaat alanından suça konu demirler ile ayrıldıkları anlaşılmıştır.

2.Yakalama ve 27.02.2007 tarihli canlı teşhis tutanakları dosya içerisinde mevcuttur.

3. Sanığın suçu tevil yollu ikrarına dair ifadesi, mağdur beyanları dosya içerisinde mevcuttur.

4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (6) ve (8) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Zamanaşımı Süresinin Dolduğu Yönünden
Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 149 ncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında kalması sebebiyle aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının d bendi gereğince 15 yıllık asli, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 22 yıl 6 aylık uzamış zamanaşımı sürelerine tabi olduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması sebebiyle kararın kesinleştiği 03.05.2010 tarihi ile ikinci suçun işlendiği 17.12.2010 tarihi arasında 7 ay 14 günlük durma süresi de dikkate alındığında zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığının anlaşılması karşısında, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Suçun Yasal Unsurlarının Oluşmadığı Yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun ‘un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Sanığın, mağdurları … atıp cebir uyguladığı ve bıçakla kovalamak suretiyle tehdit edildiği, mağdurların beyanları, sanığın tevil yollu ikrarı, canlı teşhis tutanağı ve Hukukî Süreç başlığı altında (6) ve (8) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu ve yağma suçunu oluşturduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Lehe Yasa Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince iade sebebiyle cezada indirim yapıldığı yine 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulandığı, lehe hükümlerin (5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevirme, aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca, sanığın suç tarihindeki yaşı da gözetilerek erteleme ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması) uygulanmasında, 5271 sayılı CMK’nın 231 nci maddesinin onbirinci fıkrası gereğince kanunî engel bulunduğu anlaşıldığından, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki islemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların dogru biçimde belirlendigi anlaşıldığından sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2021 tarih ve 2021/654 Esas, 2021/724 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri
ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.