YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12772
KARAR NO : 2010/468
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davaya konu taşınmazda 610/999 payın maliki olduğundan bahisle 27.8.2004 tarihinde davalıya yapılan 185/999 pay satımının önalım hakkı sebebiyle iptali ile kendi adına tescilini talep etmiş, davalı taşınmazın fiilen taksim edildiğini davanın reddini savunmuş, mahkemece fiili taksiminin bulunmadığı kanaatiyle davaya konu payın iptali davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Önalım davasına konu paya ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlara özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yer ve bu yere tekabul eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması, T.M.K. 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihat Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda; davaya konu … nolu parsel, kök muris … adına kayıtlı iken, tapu malikinin 1975 yılında ölümünden sonra 9.8.2000 tarihinde tapuda yapılan intikal ve aynı tarihli tapudaki taksim muamelesi sonucunda, taşınmazın kök murisin çocukları … ve … ile ölü olan oğlu …’ün eşi … ile çocukları … ve … adına paylı mülkiyet olarak tapuya tescil edilmiştir. Paydaş …, 9.8.2000 tarihinde 407/999 olan payının tamamını davacı …’e satarak devretmiş ve o tarihden itibaren de davacı satın almış olduğu payın karşılığı taşınmazı zilyet ederek ekip biçmiştir. Paydaş … tapu kaydındaki 407/999 payına isabet eden taşınmazını bir müddet davalıya daha sonra da davacıya icara vererek gelir elde etmiş 16.09.2009 tarihinde de 203/999 payını
davacı …’e satmış davacıda satın aldığı payları birleştirerek bir bütün olarak taşınmazın (B) ve (C) harfleri ile işaretli kısımlarını kullanmaya devam etmiştir. … mirasçıları’na ait olan ve önalım hakkına konu 185/999 paya isabet eden taşınmazın kuzeyindeki krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü ise mirasçı paydaş …’nin eşi … tarafından zilyet ve tasarruf edilmiş ve yine bu kişi tarafından da davalı …’a icara verilmiş, daha sonra da bu pay davalıya satılarak, zilyet edilen kısım da davalıya teslim edilmiştir. Bu durumda, tapu paydaşlarının her birinin zilyet ve tasarruf ettikleri paylar üzerinde, satış yada kiraya verme şeklinde tasarruflarda bulundukları anlaşılmıştır.
Ayrıca teknik bilirkişi …’ün 5.5.2008 tarihli raporunda, davacı …’in taşınmazın güneydeki arpa ekili (B) ve doğusundaki pancar ekili (C) harfli davalının ise parselin kuzeyindeki arpa ekili (A) harfli işaretli kısımları kullandığı belirlenmiş, bu bölümler arasında fiilen oluşmuş an(tonç)’ın varlığı tespit edilmiştir.
Böylece davalının, davaya konu taşınmazın tapu paydaşları arasında fiilen bölünüp, taraflarca kullanıldığı ve taksim edildiği savunması yapılan keşif, düzenlenen bilirkişi raporları davacı tanığı paydaş … ile davalı tanığı …’nin beyanları ile kanıtlanmıştır. Mahkemece yukarıdaki esaslar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.1.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.