YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13688
KARAR NO : 2010/7136
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR TARİHİ :09.07.2009
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS :
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu 4541 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olup, davalının aynı taşınmazda 01.02.2007 tarihinde ½ payı 24.000.-TL bedelle satın aldığını, belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, davaya konu payı 60 000 TL’ye satın aldığını taşınmaz üzerinde iki kattan oluşan bir bina olup paydaşlar tarafından taksim edilerek kullanıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
1- Dosya kapsamına toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir
2- Davalının fiili taksime ilişkin temyiz itirazına gelince; Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
HUMK’un 388/III-son fıkrasına göre de; gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanıp, hakimin tarafların sundukları maddi vakıaların hukuki niteliği kendiliğinden araştırıp bulması hükmüne dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini açıklaması gerekmektedir. Yargıtay denetiminin yapılması bakımından da yerel mahkemenin, kararında gerekçelerini açıkça göstermesi zorunludur.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 4541 sayılı parseldeki ½ pay taşınmazın paydaşlarından Fazlı Başaran tarafından 01.02.2007 tarihinde 24 000, – TL bedelle davalıya satılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde, taşınmazın üzerinde iki kattan oluşan bir bina olup paydaşlar tarafından taksim edilerek kullanıldığını savunmaktadır. Taraflar bu konuda tanık dinletmişler ise de tanık ifadeleri hüküm kurmaya yeterli değildir. Dinlenilen tanık beyanlarından taşınmaz üzerinde birbirinden ayrı iki daire olup olmadığı ve davacının bu dairlerden birine kullanıp kullanmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece tüm taraf tanıklarının katılımıyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak; eylemli kullanmaya ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınması, taşınmaz üzerinde bulunan binanın kimler tarafından nasıl tasarruf edildiğinin saptanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde fili taksim hususundaki delilleri tartışmadan gerekçesiz şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.