YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1000
KARAR NO : 2010/6741
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
KARAR TARİHİ :16.11.2009
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS :
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesine veya bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, yazılı gerekçeye göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili, dava dilekçesinde, kendisine evlilik öncesi verilen Mehir senedi ile 500 gr altın bağışlandığını düğün esnasında ise tarafların akrabaları tarafından 5 adet 22 ayar bilezik ve 1 adet altın set ile 4 adet 22 ayar bilezik takıldığını, davalı kocası ile tatile gidildiğinde ziynetlerin kayınpederinde kaldığını ve tatilde tarafların tartıştıkları ve bu tartışma sonunda ayrıldıkları ve ziynetlerin davalıların nezdinde kaldığını, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen Mehir Alındı başlıklı belgenin kendisinin işe müracaatını sağlamak amacıyla boş kağıda imza attırdıklarını belirterek ziynetlerin aynen iadesi veya bedelinin tahsilini istemiştir. Davalılar vekili mehir senedindeki altının kendisine ödendiğini ve bunun karşılığında kendisinden Mehir Alındı başlıklı belgenin alındığını, ziynetlerin ise davacı tarafından alınarak götürüldüğünü savunmuştur. Mahkemece Mehir Alındı belgesinin davacının işe müracaatını sağlamak gerekçesi ile ve hile ile davacıya imzalatıldığının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı ile kocasının tatil dönüşü tekrar bir araya geldikleri ve ayrı bir eve taşındıkları bir müddet beraber yaşadıktan sonra ayrıldıkları tanık anlatımlarından ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı evi terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile kanıtlayamamıştır.
Davacı kadın kendisine mehir senedi ile vaat edilen 500 gr altının teslim aldığına ilişkin 06.05.2002 tarihli Mehir Alındı başlıklı belgenin işe müracaatını sağlamak amacı ile hile ile boşa imza attığını ve üstünün davalılar tarafından doldurulduğunu iddia etmiş ve bu konuda tanık dinletmiş ise de tanık ifadeleri hüküm kurmaya yeterli değildir. Yazılı belgenin aksine başka bir delilde getirememiştir. Bu durumda mahkemece davacı delil listesinde yemin deliline dayandığı için iradesinin hile ile bozulduğuna, ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda yemin teklif etme hakkı olduğu davacıya hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.