Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2010/155 E. 2010/4394 K. 14.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/155
KARAR NO : 2010/4394
KARAR TARİHİ : 14.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel olması, bu kira bedelinin ihtarname ile verilen 30 günlük süre içinde ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.01.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin tarafların gerçek iradelerine uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı, 2009 yılı Ocak-Mayıs arası aylar kira parasının zamanında ödenmemesi nedeniyle Bursa 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009 / 9136 sayılı dosyası ile yaptığı icra takibinde 2009 yılı 0cak-Mayıs ayları ve sözleşme gereği muaccel hale gelen Haziran-Aralık 2009 arası aylar kira parasının tahsilini istemiştir. Davalı, 29.05.2009 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmemiş olup 30 günlük yasal süre geçirildikten sonra 01.07.2009 tarihinde takibe konu kira bedellerini icra dosyasına ödemiştir. Davacı, kira sözleşmesinin tarafların gerçek iradelerine uygun olarak tanzim edildiğini ileri sürmüş davalı ise kira sözleşmesinin resmi kurumlara verilmek amacıyla düzenlendiğini, gerçekte davacının dava konusu kiralananı, kendisinin de emeğini biraraya getirerek adi ortaklık kurduklarını, takibe konu kira parasını icra tehdidi altında ödediğini savunmuştur. Davalı savunmasını destekleyen yazılı delil ibraz edememiş olup davacının 21.05.2009 tarihli karakol ifadesinde de savunmasını doğrulayan beyanlara rastlanmamıştır.Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın taraflar arasında mevcut ve imzaları inkar edilmeyen kira sözleşmesine göre çözümlenmesi gerekirken taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.