YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15286
KARAR NO : 2012/3566
KARAR TARİHİ : 06.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde davacının önalım hakkına konu paya ilişkin taşınmazda bağımsız payının bulunmadığı, dosya kapsamına göre de miras bırakan olduğu anlaşılan …’nün paydaş olup davacı dışında başka mirasçılarının da olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının dayandığı pay elbirliğiyle mülkiyete konu olup diğer ortakların onayı alınmamış ise de; Mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda elbirliğine konu paya dayanarak açılan davaya, diğer elbirliği mülkiyetine tabi ortakların onayının sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacılara önel verilerek taraf teşkilinin sağlanması ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu eksikliğin sonradan tamamlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.