Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/10905 E. 2013/2075 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10905
KARAR NO : 2013/2075
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin maliki olduğu Manisa İli Ahmetli ilçesinde bulunan… Parsel sayılı 18.900 m2 yüzölçümündeki üzüm bağını davalının 1999 tarihinden beri ortakçı olarak işlettiğini, o günden bu güne kadar elde ettiği üründen ya da bedelinden müvekkilinin hiç bir şekilde yararlanmadığını, her yıl bir sonraki üründen vermek üzere oyaladığını, en son olarak 2.12.2008 tarihinde sözleşme imzalayarak 2009 yılı hissesi hariç olmak üzere 9 nolu kalitede 17.5 ton çekirdeksiz üzüm veya bedelini 2009 ekim ayı itibariyle ödemeyi kabul ettiğini, ancak 2009 ekim ayı geçtiği halde ödemede bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1999-2008 yıllar arası müvekkilinin hissesine düşen 17,5 ton 9 nolu kalitedeki çekirdeksiz kuru üzüm bedelinin, 2009 yılına ait üründen müvekkilin hissesine düşen 2 ton 9 nolu kalitedeki üzüm bedelinin müvekkiline ödenmesini istemiş, dava dilekçesinde davanın değerini 15.000.- TL olarak bildirmiştir. Davalı vekili ise, davacının iddia ettiği gibi ortakçı olmadığını, 2.12.2008 tarihli sözleşmenin gerçeği yansıtmadığını, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait bulunmadığını, sözleşmeden haberi olmadığını, davacının bağında işçi olarak çalıştığını ve karşılığında ücret aldığını, her mahsül sonunda davacı gelip mahsülünü alıp, kendisinin sattığını ve borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere alacağın zaman aşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili, davalının kendisine ait bağda ortakçı olduğunu ve 1999 tarihinden beri hissesine düşen üzüm ya da bedelinin kendisine ödenmediğini iddia ederek, dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği 2.12.2008 tarihli sözleşmeye dayanarak alacak isteminde bulunmuştur. Davalı, bu sözleşmenin sahte olduğunu, imzanın kendisine ait olmadığını, davacının bağında davacının ortakçısı (kiracısı) değil işcisi olarak çalıştığını belirterek ortakçılık (kiracılık) ilişkisine karşı çıkmıştır. Bu itiraz üzerine, 2.12.2008 tarihli sözleşme altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda adli tıptan ve Söke Jandarma Kriminal Laboratuvarından rapor alınmış, raporda sözleşme altındaki imzanın davalıya ait olmadığı tesbit edilmiştir. Bunun üzerine mahkemece, davacının davaya dayanak yaptığı sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığı belirlenmesine rağmen, ortakçılık konusunda tarafların gösterdiği tanıklar dinlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, davalının ortakçı olduğunu iddia etmiş, davalı buna karşı çıkmıştır. Bu durumda davacı, davalı ile arasında ortakçılık ilişkisi bulunup bulunmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK.nun 200. maddesine göre davacının ortakçılık (kiracılık) ilişkisini tanıkla kanıtlama olanağı yoktur. Davacı ortakcılık (kiracılık) ilişkisini yazılı belge ile kanıtlayamadığından, dava dilekçesinde ilğili her türlü yasal delil demek sureti ile yemin deliline de dayanmış olduğundan, davacıya ortakçılık (kiracılık) ilişkisi konusunda davalıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.