YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11817
KARAR NO : 2013/4856
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, erken tahliye nedeniyle kira alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 01/04/2004 başlangıç tarihli ve dokuz yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu,kira bedellerinin yıllık net olarak ödenmesi gerektiğini,davalının taşınmazı kira sözleşmesi sona ermeden 2010 Mart ayı sonunda haber vermeden boşalttığını, davacılara ait iş yerinin 10 ay boş kaldığını, davalının taşınmazın boş kaldığı dönem kirasından sorumlu olduğunu, toplam 42.000 TL nin tahsili için … 7. İcra Müdürlüğünün 2011/2630 Esas sayılı takip dosyasında takip yaptıklarını,ödeme emrinin tebliği üzerine davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline,takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, davalının taşınmazı tahliye edeceğini bildirdiğini, davacı tarafından 2010 yılı kira bedeli olarak 50.000 TL istendiğini, bu talebin fahiş olduğunu, kiralananın tahliyesinden sonra davacının yüksek kira talep etmesi nedeniyle 9 ay kiraya verilemediğini, haklı sebep nedeniyle kira sözleşmesinin fesih edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Takipde dayanılan ve hükme esas alınan 01/04/2004 başlangıç tarihli ve dokuz yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiraların yıllık peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı vekili Nisan 2010-Ocak 2011 kira bedelinin tahsili için icra takibi yapmış ve ödeme emri davalıya 08/06/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı, sözleşmenin imzalandığı dönemde yıllık enflasyonun %50-60 olduğunu, sözleşmenin %30 artışa göre yapıldığını, 2007 yılından itibaren enflasyonun yüzde onun altına düştüğünü, kirayı yüksek olması nedeniyle ödeyemez hale geldiklerini, 01/04/2010 tarihinde taşınmazı tahliye edeceklerini sözlü olarak davacılara söylediklerini, davacıların da sözlü olarak kabul ettiklerini, dava konusu taşınmazı 01/04/2010 tarihi itibariyle tamamen tahliye ettiklerini, davacıların fahiş kira istemeleri nedeniyle binanın dokuz ay boş kaldığını beyan ederek, takibe itiraz etmiştir. Davalı bu yoldaki itirazını yargılama sürecinde de devam ettirmiştir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 252/1 maddesinde; “Kiracı, kendi kusurundan yahut şahsından hadis olan mücbir bir sebepten dolayı kiralananı kullanamadığı yahut mahdut surette kullandığı takdirde, kiralayan kiralananı akit dairesinde kullanmağa hazır bulundurmuş oldukça, kiracı, kiranın tamanını vermekle mükellef olur. ” hükmü öngörüldüğünden; kira sözleşmesinin, mahkemenin gerekçesinde belirtildiği şekilde fahiş kira parası istenmesi nedeniyle fesih, haklı nedenle fesih olarak kabul edilemez.
Kiracının, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ederek, kiralananı tahliye etmesi durumunda, kural olarak kiracı kira süresinin sonuna kadar kiraya verenin uğradığı tüm zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak, Borçlar Kanununun 98/2. maddesi göndermesi ile, aynı Kanun’un 44.maddesi uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Bu durumda davacının zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir.
Nitekim, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 325/1.maddesinde; “Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder.” hükmü öngörülmek suretiyle içtihaden benimsenen husus, yasal düzenleme haline getirilmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, makul süre kirasının tespit edilerek, yoksun kalınan kira bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.