YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14164
KARAR NO : 2013/7518
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ziynet alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ziynet alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi,olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacıya düğünde takılan bir adet altın künye, bir adet saat, bir adet yüzük, dört adet burma bilezik, bir adet set takımı, gerdanlık ve küpelerin evlilik birliği sırasında davalı tarafından babasına teslim edildiğini ve bozdurularak harcandığını belirterek, ziynet eşyalarının aynen iadesi,olmadığı takdirde bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı ziynetleri davacının evden ayrılırken yanında götürdüğünü, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik tasarruf özgürlüğüne yönelik saldırılara el atmanın önlenmesi davası ile karşı koyabileceği gibi istihkak davası ile de karşı koyabilir. Eşya davası bu anlamda bir istihkak davası olmakla istem dava konusu eşyaların aynen iadesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin verilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Dava konusu eşyaların mevcut olduğu tespit edilmiş ise uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz. Dava konusu eşyaların var olduğu tespit edilemez ise istem tazminata ilişkin olduğundan Borçlar Kanununun 125.maddesinde (TBK.nun 146.maddesi) belirlenen on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması ve karı koca arasındaki davalarda Borçlar Kanununun 132.maddesinin (TBK.nun 153.maddesi) dikkate alınması gerekir.
Önemle belirtmek gerekir ki, 4721 sayılı TMK.nun 178.maddesinde belirlenen zamanaşımı süresi, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarına ilişkindir. Örneğin maddi ve manevi tazminat ya da ilk kez istenilen yoksulluk nafakası davaları gibi. Ziynet alacağı davalarında bu maddede yazılı zamanaşımı süresinin uygulanmasına hukuken imkan bulunmamaktadır.
Olayımıza gelince; Mahkemece, taraflar arasındaki boşanma davasının 22/01/2009 tarihinde kesinleştiği, bir yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, az yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler karşısında, davanın zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabulü mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece, on yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadığından işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir .
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.