Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/16990 E. 2013/11371 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16990
KARAR NO : 2013/11371
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kişisel eşya kapsamında çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili, tarafların birlikte sahip oldukları diğer eşyaların ise yarı bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak; çeyiz eşyaları yargılama aşamasında teslim edilmiş olmakla çeyiz eşyalarına ilişkin konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tarafların müşterek mülkiyetinde olan eşyaların tespitine, ziynet eşyalarına yönelik istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davacı vekilinin düğünde davacıya takılan 106 adet çeyrek,10 adet yarım ve 10 adet tam ziynet altını ile davacıya ait ziynet eşyalarına yönelik temyiz itirazlarına gelince
Dairemizce verilen 20.07.2011 tarih 2011/3786 esas 2011/8512 karar sayılı bozma ilamında; doğumda takılan takıların çocuğa ait olduğu, tarafların halen evli olup velayetin tek başına annede olmaması sebebiyle bunların dava konusu edilemeyeceği, düğünde takılan ve niteliğine göre kadına ait 1 adet bilezik, bir adet künye ve bir adet takı setine ilişkin istem ile ilgili olarak; davacının iddiasını dinlettiği tanık beyanları ile kanıtlayamadığı bununla birlikte davacının yemin deliline de dayanmış olduğu göz önünde bulundurularak, ziynetler yönünden davacı tarafından davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, davaya konu çeyiz eşyaları yönünden; davalıya ait olduğu ibraz edilen fatura ve kredi kartı ekstreleri ile kanıtlanan eşyalara ilişkin davanın reddi gerektiği, diğer eşyalar yönünden ise bilirkişi raporlarında takdir edilen değerlere ilişkin çelişkinin giderilerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, eşyaların değeri konusunda bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Davacı vekili duruşmada, davaya konu çeyiz eşyalarını icra marifetiyle teslim aldıklarını bildirmiştir. Mahkemece; davacı vekilinin bu beyanı esas alınarak kişisel çeyiz eşyalarına yönelik davanın vazgeçme nedeniyle reddine, tarafların müşterek mülkiyetinde olan ev eşyalarının tespitine, ziynet eşyalarına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde düğünde davacıya takılan 106 adet çeyrek, 10 adet yarım, 10 adet tam altın, 1 adet pırlanta, 1 adet nikah yüzüğü, 5 adet bilezik, 4 adet takı setini dava konusu etmiştir. Yargılamada, düğün gününe ait fotoğraf ve video kayıtlarının incelenmesi ile alınan bilirkişi raporunda, düğünde davacıya takılan takıların 106 adet çeyrek, 10 adet yarım, 10 adet tam altın, 5 adet bilezik, 14 ayar takım (kolye,küpe, bileklik), nikah yüzüğü ve bir adet set takımından ibaret olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme bozma öncesi verdiği kararda, bilirkişinin tespitine konu ziynet eşyalarına yönelik davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı ise hükmü; 5 adet bilezik, nikah yüzüğü, bir adet set ve 14 ayar takım (kolye, küpe, bileklik) yönünden temyiz etmiştir. Dairemizin bozma kararı temyiz talebi ile sınırlı olarak 5 adet bilezik, 1 adet künye ve 1 adet takı setine yönelik olup sayılan ziynetler dışında hüküm altına alının diğer ziynet eşyalarına yönelik bozma kararı verilmemiştir. Öte yandan bilezik adedinin bozma ilamında 5 yerine 1 adet olarak yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece bozma kapsamı dışında bırakılan kadına ait diğer ziynet eşyaları yönünden bozma sonrası yargılamada bunlara ilişkin davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan davacı kadına ait olup yargılama aşamasında teslim edilen eşyalar yönünden mahkemece, davacının eşyalara yönelik talebinden vazgeçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması da dosya kapsamına ve sunulan delillere uygun değildir. Davacı 12.04.2012 tarihli oturumda, eşyaların … 10.İcra Müdürlüğünün 2011/1820 sayılı dosyası üzerinden icra marifetiyle haciz ve muhafaza altına alındığını bildirmiş, takip eden 19.06.2012 tarihli oturumda ise eşyaların hepsini teslim aldıklarını, eşyalarla ilgili davanın konusuz kaldığını, eşyalarla ilgili taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmiştir. Burada davacının, HMK’nun 307.maddesi anlamında davanın konusunu oluşturan haktan vazgeçmesi (feragat) söz konusu değildir. Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davacı vekilinin 19.06.2012 tarihli duruşmadaki beyanı haktan feragat anlamında olmayıp kendilerine teslim edilen eşyalar yönünden davanın konusuz kaldığı anlamındadır. Nitekim davacı vekili duruşma zaptına geçen “bunlarla ilgili dava konusu kalmamıştır” şeklindeki ifadesi ile bu iradesini ortaya koymuştur. Bu durumda mahkemece çeyiz eşyalarına yönelik istemin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02/07/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.