Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/17458 E. 2013/9907 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17458
KARAR NO : 2013/9907
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesini kefil olarak imzalayan davalıdan kefaleti nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, kira sözleşmesinin her sayfasının kefil tarafından imzalanmamış olduğundan ve kefaletin adi kefalet olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının 13.12.2007 tarihinde kiracı olarak … A.Ş. ile imzalanan kira sözleşmesini davalının müteselsil kefil olarak imzaladığından bahisle kira dönemine ilişkin alacak isteminde bulunmuştur. Kira sözleşmesi 07/01/2008 başlangıç tarihli 3 yıl süreli olarak imzalamış olup, kira sözleşmesinde kefilin kira sözleşmesi süresince 29.400 TL ye kadar borçlardan sorumlu olacağı kararlaştırılmıştır. Mahkemece kira sözleşmesinin son sayfasında kefil olarak imzası bulunmasına rağmen her sayfanın altının kefil tarafından imzalanmadığı ve adil kefil olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmişse de; Yargıtay uygulaması ve öğretide, birden çok sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin devam eden sayfalarının taraflarca imzalanması veya paraf edilmesi zorunluluğu kabul edilmediği gibi Borçlar Kanunu’nda da bu yolda bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre sözleşme metninin birden çok sayfadan oluşması halinde her sayfanın imzalanması zorunlu değil ise de, metin içerik, anlam ve devam eden maddeler ile başlıkları bakımından mantıksal sıralama ( silsile ) ve bütünlük taşıması halinde sözleşme geçerlidir. Davalı kefilinin bu yönde bir itirazı olmadığı gibi, kira sözleşmesinin tüm sayfalarını kefilin, kiracı şirket temsilcisi olarak imzaladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle kefilin kefaleti geçerli olduğundan, yazılı gerekçe ile kefaletin geçersiz olduğunun kabulü isabetli değildir. Diğer yönden, mahkemece kefilin kefaletinin, adi kefalet olduğu belirtilmiş ise de; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin “müşterek borçluluk ve müteselsil kefalet” başlıklı 13. maddesinde davalı …’in sözleşme çerçevesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu kararlaştırıldığı gibi, kira sözleşmesindeki kiracının Ticaret Kanunu kapsamında Ticaret Şirketi olması ve kiralama işinin ticari iş olması karşısında dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK’nun 7/2 maddesi gereğince kefaletin müteselsil olduğu belirtilmese dahi kefilin sorumluluğu müteselsil sorumluluk olacağından, kefilin adi kefil olduğundan bahisle hakkında dava açılamayacağına ilişkin mahkemenin gerekçesi de yerinde değildir.
Bu nedenle davacının kira sözleşmesindeki kefaleti geçerli olduğundan, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.