YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10098
KARAR NO : 2013/12912
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Maddi ve manevi tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı maddi ve manevi tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak bir kısım davalılar ve davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalılar vekili Av. … ve Av…. ile davacı vekili Av. … geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davalının sözleşmeyi ifa etmekten kaçındığından bahisle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar … Ltd Şti, … Gayrimenkul A.Ş. ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirketlerin AVM yatırım ve işletmesi konusunda birlikte hareket eden ve aralarında organik bağ olan kuruluşlar olduğunu, müvekkilinin 2007 yılında … … AVM dahilinde bir mağazanın kiralanması konusunda davalılar ile görüşmeye başladığını, yapılan görüşmeler sonunda davalı şirket müzakerecisi … tarafından üzerinde mutabık kalınan sözleşme taslağının müvekkiline e-posta yoluyla gönderildiğini, tarafların kira sözleşmesi ve koşullarında anlaşmaya vardığını, sözleşmenin son hali ile 22.05.2008 tarihinde müvekkili tarafından imzalanarak davalıya gönderildiğini, taraflar arasındaki akdi ilişkinin bu suretle kurulmuş olmasına rağmen, davalı şirket müzakerecisi … tarafından 17.06.2008 tarihinde gönderilen e-posta mesajında; sözleşmenin yurt dışı yatırım komitesince onaylanmadığının bildirildiğini, birlikte hareket eden davalıların bu şekilde sözleşmeyi ifa etmekten kaçındıklarını belirterek, sözleşme hazırlıkları için yapılan masraflar ile 5 yıllık sözleşme süresindeki kazanç kaybı için şimdilik 50.000 TL maddi ve ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacının organik bağ iddiasına karşı çıkmadıklarını, ancak bu şirketlerin iştigal konularının birbirinden farklı olup, daha rahat hareket edebilmeleri için aralarında yetki devri sözleşmeleri yaptıklarını, bu kapsamda …’in AVM’deki mağazalarının kiralanması işinin davalı … A.Ş.’ye devredildiğini, bu konuda … ile … arasında yetki devri sözleşmesi yapıldığını, kiracı adayları ile
sözleşmelerin kuruluş aşamasına kadar yapılan tüm görüşme ve müzakerelerin … Gayrimenkul A.Ş. tarafından yürütüldüğünü, davacının bahsettiği …’in … A.Ş.’nin personeli olduğunu, bu kapsamda sözleşmenin kuruluş aşamasına kadar olan ihtilaflarda yalnızca …’in sözleşmenin kurulmasından sonraki ihtilaflarda yalnızca …’in sorumlu olduğunu, bunun dışında diğer davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, … ile davacı arasında görüşmeler yapıldığını, ancak sözleşmenin hiçbir şekilde kurulmadığını, sözleşme ilişkisinin kurulmamış olması nedeniyle davacının müspet zarar değil, olsa olsa menfi zarar isteyebileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğunun kabulü ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taleple bağlı kalınarak 50.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı … … Ltd Şti’nin ise aşağıda 3 nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davalı … Gayrimenkul A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davalı … Gayrimenkul A.Ş., davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme örneğinde akdin tarafı olmadığı gibi, taraflar arasındaki sözleşme görüşmelerine katılmamış herhangi bir aşamasına iştirak etmemiştir. Zaten bu yönde bir iddia ya da kabul bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece adı geçen davalının zarardan ne suretle sorumlu olduğu açıklanmaksızın davalı … A.Ş. yönünden kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı … … Ltd Şti vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında sözleşme görüşmelerinin yapıldığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Kiralamaya yönelik olarak taraflar arasında bir süre yürütülen görüşmeler sonucunda oluşturulan sözleşme metni kiracı sıfatıyla davacı tarafından imzalanmış, kiralayan konumundaki … … Ltd Şti tarafından imzalanmamıştır. Yaşanan bu süreçte taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile … arasında kira ilişkisinin kurulup kurulmadığı ve sözleşme görüşmelerinde yer alan davalı … A.Ş.’nin sıfat ve konumuna ilişkindir. Akit (sözleşme) bir anda kurulup meydana gelen hukuki bir işlem değildir. Akit kurulmadan önce tarafların akdin muhtevası, şartları içerdiği hak ve yükümlülükleri üzerinde görüşmeler yapmaları olağan ve beklenen bir durumdur. Somut olayda, sözleşmesinin kurulması ile birlikte sözleşmenin uygulanmasından doğan hak ve vecibelerin davalı … Ltd Şti ile davacıya ait olacağı bir gerçektir. Nitekim davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme örneği de buna işaret etmekte olup, sözleşme örneğinde davacı kiracı, davalı … Ltd Şti ise kiralayan konumunda yer almaktadır. Davalı … A.Ş. ise vücut bulan akitte kendisi bir vecibe yüklenmediği halde taraflar arasında akdin yapılması aşamasında davalı … Ltd Şti adına akit görüşmelerini yürütmektedir. Bu açıdan … ile … arasındaki ilişkinin temsil ilişkisi olduğu kabul edilmelidir. Davalı …’in temsil yetkisinin kapsamı ve sınırları … ile imzaladığı 14.02.2008 tarihli Pazarlama Yetki Sözleşmesinde belirtilmiş olup, bu kapsamda davalı …’e, davacı tarafından yöneltilen icabı kabul yetkisi tanınmamıştır. Bu hususun davacı tarafından da bilinmekte olduğu dosyaya sunulan kira sözleşmesi örneğinden anlaşılmaktadır. Nitekim sözleşme metninin 1.bölümünde kira sözleşmesinin taraflarının … … Ltd Şti ve davacı … Ltd Şti olduğu açıkça belirtilmiştir. Sözleşme görüşmeleri sırasında oluşturulan taslak metnin davacı tarafından imzalanarak karşı tarafa
yöneltilmesi kural olarak bir icap ise de bu bildirimin sözleşme ilişkisine dönüşebilmesi karşı tarafın kabul beyanına muhtaçtır. Davacı tarafından yöneltilen icabın sözleşmenin diğer tarafı olan davalı … … Ltd Şti tarafından açık veya örtülü şekilde kabul edildiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmuş değildir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğuna ilişkin kabul ve gerekçesi yerinde değildir. Bununla birlikte iddia, savunma ve toplanan deliller ışığında bir değerlendirme yapıldığında olaya “akit görüşmelerinden doğan sorumluluk” kurallarıyla bakılması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Tarafların sözleşme görüşmelerine başlamış olması sözleşme yapma mecburiyetini doğurmasa da, sözleşme görüşmelerine başlayan taraflar başlamış oldukları sözleşme görüşmelerini belli bir ciddiyet içiresinde ve dürüstlük kuralına uygun olarak devam ettirmek zorundadırlar. Taraflardan birinin tutum ve davranışları ile karşı tarafa sözleşmenin yapılacağına dair beklentileri güçlendirmişse, manevi zarardan sözedilmez. Ancak, karşı tarafın bu beklentiden dolayı masraflar yapması nedeniyle uğradığı menfi zararın güven sorumluluğu uyarınca tazmin edilmesi gerekir. Mahkemece manevi tazminat isteminin reddi ile birlikte davalı …’in sorumluluğunun bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna göre maddi tazminat talebi yönünden de bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalılardan … ve … yararına takdir olunan 990.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalılara iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.