YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10449
KARAR NO : 2013/12615
KARAR TARİHİ : 18.09.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesi istemiyle kiracı ve kefili hakkında yapılan takibe vaki itirazın kaldırılması ve kiralanın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece kiracı ve kefil hakkında davanın kabulü ile itirazlarının kaldırılmasına, takibin devamına, inkar tazminatına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere ve takibe konu 2012 yılının Kasım ve Aralık kira parasının ödendiğinin kanıtlanamamasına göre davalı kiracının tahliyeye ilişkin tüm ve alacağa yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı kiracının muaccel olan aylar kirasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı başlıklı 346.maddesinde; Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanun’unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 3. maddesinde “Kira bedeli peşin ödenmezse ödenmeyen aydan itibaren kira dönemi sonuna kadar ki kira paralarının tamamı muacceliyet kazanacaktır-” şeklinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına ve kiralananın mesken olmasına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.
Davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde davacı alacaklı, 28.12.2012 tarihinde yapılan icra takibi ile ödenmeyen 2012 yılının Kasım ve Aralık ayları kirası ile muacceliyet koşulu uyarınca 2013 yılının Ocak ayından Eylül ayına kadar olan kira parasının tahsili istenmiştir. Muacceliyet koşulu yeni yasal düzenleme karşısında geçersiz olduğundan, muacceliyet şartı gereğince muaccel olduğundan bahisle tahsili talep edilen 2013 yılının Ocak ayından Eylül ayına kadar olan aylar kiralarına yönelik olarak itirazın kaldırılması talebinin reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Kefil olan davalının temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.10.2012 tarihli olup, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine gere belirlenmesi gerekir. 6098 Sayılı Yasanın 583/1. maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır” düzenlemesini getirmiştir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu nedenle kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan kefilin sorumluluğundan söz edilemez. Mahkemece davalı kefil hakkında itirazın kaldırılması talebinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne verilmesi, usule ve kanuna aykırıdır.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) No’lu bentte yazılı nedenlerle, kararın tahliyeye ilişkin kısmının ONANMASINA, (2) ve (3) No’lu bentlerde yazılı nedenlerle, 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca alacağa ilişkin kısmının BOZULMASINA, onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 18/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.