YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11416
KARAR NO : 2013/12720
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ve Davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Davalı … vekilinin temyiz istemine gelince;
HMK.nun 102. maddesine göre 2012 yılında adli tatil 20.07.2012 tarihinde başlayıp 31.08.2012 tarihinde sona ermektedir. HMK.nun 104. maddesinde ise kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi adli tatil zamanına rastlarsa bu sürelerin ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılacağı düzenlenmiştir. Hüküm davalı … vekiline 10/08/2012 tarihinde tebliğ edildiği halde temyiz dilekçesi son gün 07/09/2012 olan yasal süre dolduktan sonra 10/09/2012 tarihinde verilip kaydettirilmiştir. Bu durumda onbeş günlük yasal temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davalı …’un temyiz istemine gelince;
Davacı vekili, davalı …’un müvekkilinin paydaşı olduğu Osmaniye ili Kadirli ilçesi Yalnızdut Köyü 219 parsel sayılı taşınmazdaki hissedarlardan …’in hissesini satın aldığını belirterek önalım hakkı nedeni ile davalıya ait payın müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … cevabında payı daha yüksek bedelle satın aldığını, dava konusu taşınmazdaki payını 02/02/2011 tarihinde … adındaki 3.bir kişiye sattığını payı almadan önce yaptığı araştırmada taşınmazın öncesi 1/2 pay itibari ile … ve …’e ait olduğunu, taşınmazın 50 yıldır ayrı ayrı kullanıldığını bu nedenle taksim edildiğini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davaya konu … Köyü … nolu parsel tarla niteliğinde 41839 m2 yüzölçümünde olup davalı … davaya konu 8/16 payı 04/02/2010 tarihinde … oğlu …’den 32.000 TL bedelle satın almış, dava devam ederken aynı payı 02/02/2011 tarihinde 92.500 TL bedelle davalı …’a satmış, davalı … davacı vekili tarafından davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece yerinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının anlatımlarına göre taşınmazın uzun yıllar önce orta hizadan geçen kanalla iki parçaya bölündüğü bölünen kısımlardan doğu taraftaki kısmın davacı … tarafından batı taraftaki kısmın ise davalının payı satın aldığı … tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır. Keşif sırasında refakate alınan fen memuru bilirkişiler raporlarında; Taşınmazın zeminde fiilen 2 ayrı parça halinde kullanıldığını, A harfli kısmın 23698,02 m2 B harfli kısmın 18.045,22 m2 olduğu, ortadaki kanalet ve arkın taşınmazı ikiye böldüğünü belirtilmiştir. Toplanan deliller ve tanık anlatımlarından taşınmazın fiilen taksim edilerek uzun süreden beri bir kısmının davacı … tarafından diğer kısmının ise davalıya pay satan … tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır. Nitekim bu husus mahkemenin de kabulünde olup tüm hissedarları kapsar bir şekilde bir taksimin yapılmadığı, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Fiili taksimden söz edebilmek için taşınmazın her bir paydaşının fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmez. Ortada hukuken geçerli olmasa bile bir eylemli bölüşme söz konusu olduğunda zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Her ne kadar mahkemece taşınmazda fiili bir taksim bulunmadığı, tüm paydaşların belli ve muayyen bir yeri olmadığı görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu değerlendirme yukarıda belirtilen esaslara uygun düşmemektedir. Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere zamanında dava konusu paya ilişkin olarak hak iddia etmeyen davacının payın üçüncü kişiye satılması nedeniyle önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Taşınmaz fiilen taksim edilmiş olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.