Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/12460 E. 2013/13403 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12460
KARAR NO : 2013/13403
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye

İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde kısmen itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 01.07.2009 başlangıç tarihli bir yıl süreli aylık kira bedeli 1500 TL olan kira sözleşmesine dayanarak, 16.12.2010 tarihinde başlatmış olduğu tahliye istekli icra takibi ile 2010 yılı beşinci ay kirasından 1000 TL ile 2011 yılı 6,7,8,9,10,11,12. ay kira paraları toplam 11.500 TL kira alacağı ve 326,34 TL işlemiş faizin ödenmesini istemiştir. Davalı süresinde yapmış olduğu itirazında davacının dayandığı kira sözleşmesine itiraz etmemiş fakat 26.10.2009 tarihinde yeni bir kira sözleşmesi yapıldığını bu kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin 500 TL olduğunu bu bedel üzerinden, her ay düzenli olarak kira bedellerini ödediğini ileri sürerek borca, faize ve tüm ferilere itiraz etmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İtirazın kesin olarak kaldırılması” başlıklı 4949 sayılı Kanun ile değişik 68. maddesinin ilk fıkrasında; “Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.”Yine aynı Kanun’un “Adi Kira ve Hasılat Kiraları İçin Ödeme Emri ve İtiraz Müddeti” başlıklı 269/2 maddesinde; “Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62 nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır.”Hükmüne yer verilmiştir.
Borçlu davalı, takibe dayanak yapılan 01.07.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesindeki imzayı açıkça inkar etmediği gibi taraflar arasında düzenlendiğini de kabul etmektedir. Bu durumda İİK’nun 269/2. maddesi gereğince takip dayanağının 01.07.2009 başlangıç tarihli sözleşme olduğunun, kabulü gerekir. Borçlu kiracının yeni bir sözleşme
ibraz etmesi halinde bu takip yönünden ikinci sözleşmenin dikkate alınması ve değerlendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davalı tarafından ibraz edilen ikinci sözleşmedeki imza davacı tarafından inkar edilmektedir. İkinci sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğu anlaşılsa bile ne maksatla birden fazla sözleşmenin düzenlendiği hususu borçlu tarafından genel mahkemede açılacak bir davada ileri sürülebilir. Bu nedenle takibe dayanak yapılan ve itiraz edilmeyen 01.07.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi esas alınarak ve davalının yaptığını iddia ettiği ödemeler dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümü gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve …nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA,istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.