YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15754
KARAR NO : 2013/16277
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen takip nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar, oairemizin 27.03.2013 tarih 2013/3597-5347 sayılı ilamı ile; “davalı borçlu tarafından 15.05.2012 tarihli 750-TL’lik, ait olduğu aya ait bir açıklama şerhi içermeyen bankamatikten havale/ödeme belgesi ibraz edilmiş ise de, bu ödemenin 2012 Mayıs ayına ilişkin olup olmadığı taraflardan sorularak açıklattırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden” kararın bozulmasına karar verilmiş mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 19.maddesinde “bir kira ödenmediği takdirde gelecek kiralar muaceliyet kespeder.” hükmü ile muacceliyet (ceza) koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 15.02.2011 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira 750-TL ve her ayın ilk beşinci gününde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu kira sözleşmesine dayalı olarak davacı alacaklı davalı borçlu hakkında 25.05.2012 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlattığı icra takibinde, ödenmeyen 2012 Mayıs ayı ile sözleşmede düzenlenen muacceliyet şartı nedeniyle muaccel hale gelen dönem sonuna kadar kira bedelini istemiştir.
Davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2012 yılı Mayıs ayı kirası ile muacceliyet koşulu uyarınca 2012 yılı Haziran – 2013 Ocak arası aylar kirasının da tahsili istenilmişse de, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde muaccel olan aylar kirasının istenemeyeceğinin kabulü gerekir. Davacı vekilinin 03.10.2013 tarihli oturumdaki beyanına göre takip tarihinde istenebilir olan Mayıs ay kira bedelinin ödeme emrinin tebliğinden sonra 30 günlük yasal süre içerisinde ödendiği anlaşıldığından, temerrüt olgusu gerçekleşmemiştir. Bu nedenle tahliye kararının reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.