YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16609
KARAR NO : 2014/9634
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hor kullanım bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece taktir edilerek karar verilmiş olmasına, taktirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı kefil … hakkindaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin davalı kiracı şirket hakkındaki temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı şirketin müvekkiline ait taşınmazda 15/04/2007 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalı tarafından 25/02/2010 tarihli ihtar ile sözleşmenin kira süresinin bitiminde yenilenmeyeceği ve kiralananın boşaltılacağının bildirildiğini, kiralananın boşaltılmasına rağmen anahtarlarının teslim edilmediğini, 18/04/2012 tarihinde .. 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/25 D.İş sayılı dosyası ile kiralananda normal kullanım dışında ağır bir hasar olduğunun tespit edildiğini belirterek, bilirkişi tarafından hesaplanan 33.938 TL hor kullanım bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.Davalı vekili, kiralananın 30/03/2010 tarihinde tahliye edildiğini, davacının tahliye tarihinden iki yıl sonra yaptırdığı tespit raporuna dayanarak zararını talep edemeyeceğini, kiralananın harabe halde teslim alındığını ve davanın reddini savunmuştur.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 200 ve 201.maddeleri çerçevesinde
değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Olayda; davalı kiracı kiralananı 30/03/2010 tarihinde tahliye ettiğini yazılı belge ile ispat edemediğine göre kiralananın davacının tasarrufuna geçtiği tespit tarihi olan 18/04/2012 tarihinde tahliye edildiğinin kabulü gerekir. Davacının ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından çekilen ihtarnamede Kasım 2009 tarihinden 30/03/2010 tarihine kadar olan kira alacağının talep edilmesi, davacının davaya konu icra takibinden önce bu ihtara konu aylar kira parası için depozito bedelini mahsup ederek takip yapması, takipte hasar talebinde bulunmamış olması davacının hor kullanma alacağının olmadığını göstermez. Mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) No’lu bentte yazılı nedenlerle davacının kefil yönünden temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün davalı kiracı hakkındaki kısmının BOZULMASINA ve aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.