Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/1668 E. 2013/4767 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1668
KARAR NO : 2013/4767
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi-Alacak-Kira sözleşmesinin iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye, kira alacağı ve kira sözleşmesinin iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi, 12.000 TL kira farkının tahsili ve 1.11.2010 başlangıç tarihli ve aylık 1.000 TL bedelli kira sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davada dayanılan 1.9.2009 başlangıç tarihli, üç yıl süreli ve aylık 4.000 TL bedelli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralanan kuyumcu olarak kullanılması için davalıya kiralanmıştır. Daha sonra yine taraflar arasında bu kez 1.11.2010 başlangıç tarihli, bir yıl süreli ve aylık 1.000 TL bedelli ikinci bir kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Her iki sözleşmenin de davacı adına, davacının kira işlerini takip eden … tarafından imzalandığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davacı, ikinci düzenlenen sözleşmenin davalı kiracının isteği üzerine, daha düşük stopaj ödenmesini temin amacıyla ve vergi dairesine sunulmak üzere yapıldığını, aralarındaki sözlü anlaşmaya göre sözleşmede yazılı aylık 1.000 TL kira parasının bankaya yatırılıp, asıl ve geçerli sözleşmedeki aylık 4.000 TL kira parasının bakiyesinin de 3.000 TL olarak elden ödeneceğini, nitekim davalının Aralık 2010 ayına kadar anlaşmalarına uygun ödemede bulunmasına karşın Nisan 2011 tarihinden itibaren sadece bankaya 1.000 TL yatırmak suretiyle eksik ödemede bulunduğunu belirterek, davalıya 23.5.2011 tarihinde keşide ve 9.6.2011 tarihinde tebliğ ettirdiği temerrüt ihtarnamesi ile aylık 3.000 TL’den kira farklarının ödenmesini talep etmiştir. Davalının ihtarname ile verilen yasal otuz günlük ödeme süresi içinde herhangi bir kira farkı ödemesinde bulunmaması üzerine 26.7.2011 tarihinde açtığı işbu dava ile de Nisan – Temmuz 2011 arası aylar kira farkları 12.000 TL’nin tahsilini, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesini ve 1.11.2010 başlangıç tarihli sözleşmenin iptalini talep etmiştir. Davadaki uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen iki farklı kira sözleşmesinden hangisinin geçerli olduğu ve kira ödemelerinin sözleşmeye uygun yapılıp yapılmadığı noktalarındadır. Dosyaya celp edilen banka hesap ekstresine göre davalı tarafından kira paraları Ekim 2010 tarihine kadar aylık 4.000 TL üzerinden davacının banka hesabına yatırılmış iken Kasım 2010 – Temmuz 2011 ayları arasında ve ait olduğu ay içinde bir aylık kiranın tamamı açıklaması ile aylık 1.000 TL olarak ödenmiştir. Bu ödemelerin 1.11.2010 tarihli ikinci sözleşmeye göre yapıldığı görülmektedir. Ancak davalı
tarafından vergi dairesine verilen stopaj vergisine ilişkin muhtasar beyannamelerde başlangıçtan itibaren düşük miktarlı kira bedelleri bildirilmiştir. Yine davalı, açılan davaya karşı yaptığı savunmasında ilk yapılan üç yıl süreli kira sözleşmesinin süresi sona ermeden düşük bedelli yeni bir kira sözleşmesi yapılmasına bir açıklama getirmemektedir. Kaldı ki, 1.11.2010 tarihli ikinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiği ya da sona erdirildiği yönünde bir şerh bulunmadığı gibi, ilk sözleşmenin yapılmasından bir yıl iki ay sonra aylık kira parasının fahiş oranda 4.000 TL’den 1.000 TL’ye indirilmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Tüm bu var olan durum karşısında ikinci kira sözleşmesinin stopaj vergisinin daha düşük ödenmesi amacıyla düşük bedelli ve muvazaalı şekilde hazırlandığının, taraflar arasında halen geçerli ve uygulanabilir kira sözleşmesinin 1.9.2009 başlangıç tarihli ve aylık 4.000 TL bedelli kira sözleşmesi olduğunun, davacı tarafından ihtarnameye ve davaya konu edilmediğinden 1.11.2010 tarihinde düşük bedelli kira sözleşmesi yapılmasına karşın aylık kiraların Mart 2011 ayına kadar 4.000 TL olarak ödendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda da davalının muvazaalı düzenlenen sözleşmeye dayanarak aylık kiranın 4.000 TL olmadığına dair yemin eda etmesi hukuki sonuç doğurmayacaktır. Davalı, taraflar arasında düzenlenmiş ve halen geçerliliğini sürdüren 1.9.2009 tarihli aylık 4.000 TL bedelli kira sözleşmesi gereğince, temerrüt ihtarnamesi tebliğine rağmen kira farklarını yasal süresi içinde ödemeyerek temerrüte düştüğünden kiralananın tahliyesine, kira farklarının tahsiline ve muvazaalı şekilde hazırlanmış 1.11.2010 başlangıç tarihli, bir yıl süreli ve aylık 1.000 TL bedelli kira sözleşmesinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.