YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17
KARAR NO : 2013/12136
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu davaya konu parselin 106/14949 payının 23.09.2010 tarihinde 11.700 TL bedelle davalıya satıldığını, satışa ilişkin müvekkiline her hangi bir bildirim yapılmadığını belirterek davaya konu payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, tapuda gösterilen bedelin taşınmazın rayiç değerinin altında olduğunu, payın oğlundan intikal ettiğini savunmuş aşamalarda ise; payın davalıya miras ilişkisi nedeniyle devredildiğini satış aşamasında her hangi bir para ödenmediğini savunmuştur. Mahkemece davalının bedelsizlik iddiasının savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olup bu aşamada dinlenmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım hakkına konu edilen pay, paydaş Mehmet Gökdemir tarafından 23.09.2010 tarihinde 11.700.-TL bedel ile davalıya satılmıştır. Pay satan ile davalı arasında anne-oğul ilişkisi vardır. Davalı aşamalarda, payın ilk olarak eşi … adına kayıtlı iken müşterek çocukları …’e, …’den de kendisine satışının yapıldığını, devir işleminin miras ilişkisinden kaynaklandığını satış aşamasında her hangi bir bedel ödemediklerini belirtmiştir.
Kural olarak paylı mülkiyet halindeki taşınmazı paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğunu iddia ve ispat edilirse önalım hakkı ileri sürülemez (27.03.1957 gün ve 12/2 sayılı İBK).
Mahkemece her ne kadar davalının hibe savunmasını cevap dilekçesinden sonra ön inceleme aşamasındaki sözlü beyanı ile yaptığından ve savunmanın genişletilip değiştirilmesine davacı tarafından rıza gösterilmediğinden bahisle hibe savunması gözardı edilerek karar vermiş ise de, 27.03.1957 gün 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca
davalının tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte hibe olduğuna dair savunmasını yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği ve bunun savunmanın genişletilmesi olarak nitelendirilemeyeceği göz önüne alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. O halde mahkemece davalının hibe savunması üzerinde durulup bu konuda taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi hatalı olmuştur. Kabule göre de; davalıdan tahsiline karar verilen harcın, önalım bedeli olarak kabul edilen tapu satış bedeli ile davalının ödediği harç ve masraflar toplamı üzerinden hesaplanması gerekirken, hatalı şekilde keşifte belirlenen pay değeri üzerinden hesaplanıp tahsile karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.