Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/2259 E. 2013/13370 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2259
KARAR NO : 2013/13370
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı -kiracının alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan Taner arasında 15.5.2006 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, diğer davalı …’in sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığını, 2009 yılından itibaren aylık kira parasının 650 TL olarak kararlaştırıldığını, davalı kiracının 2009 yılından 1950 TL, 2010 yılından 3300 TL, 2011 yılından 3900 TL olmak üzere toplam 9150 TL kira borcununun ödemediğini, ayrıca sözleşmenin 19uncu maddesine göre muacceliyet şartı da gerçekleştiğinden 2012 Nisan ayına kadar olan kiraların da istendiğini, toplam 12400 TL kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini belirterek haksız itirazın iptaline ve tahliyeye karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar duruşmaya gelmemiş cevap da vermemiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm
altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 19. maddesinde bir ayın kirası yatırılmadığı takdirde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.
Davalı borçlular hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2009 yılından 9.12.2011 tarihine kadarki kiralar ile birlikte muacceliyet koşulu uyarınca Nisan 2012ye kadar olan aylar kirasının da tahsili istenildiğine göre değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağı üzerinden yapılması gerekirken, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirasının da değerlendirmeye tabi tutulması yeni yasal düzenleme karşısında doğru görülmemiştir.
3- Davalı- müteselsil kefil … hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; 15.5.2006 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı-borçlu Miyaser sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun sözleşmede kararlaştırılmış olması, bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda, takibe konu alacak 2009 yılı ve sonrasına ait olup yenilenen kira dönemine ilişkindir. Sözleşmenin özel şartlar kısmının 16. maddesinde kefilin kefaletinin kira kontratı devam ettiği sürece devam edeceği belirtilmiş ise de kefilin uzayan kira dönemlerindeki sorumluluğunun azami hangi süre ve hangi miktarla sınırlı olacağı gösterilmemiş olduğundan kefilin borçtan sorumlu tutulması düşünülemez. Mahkemece bu yön gözetilerek davalı kefil hakkındaki istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle tahliyeye ilişkin kararın ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı kiracının temyiz itirazlarının kabulü ile alacağa ilişkin hükmün bozulmasına, 3 nolu bentte açıklanan nedenle davalı- müteselsil kefilin temyiz itirazlarının kabulü ile müteselsil kefil hakkındaki kararın BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.