Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/2297 E. 2013/5304 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2297
KARAR NO : 2013/5304
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir
Davacı vekili davalının müvekkiline ait işyerinde 18.08.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, davalının yedi aylık kira borcunu ödemediğini, hakkında yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, kiralananı 31.12.2009 tarihinde tahliye ettiğini,aylık kira bedelinin takip talepnamesindeki gibi 340 TL değil 110 TL olduğunu, tahliye tarihine kadar olan kira borcunu ödendiğini, kaldı ki davacının 2009 yılında vergi dairesine verdiği beyanname ile kira parasını tahsil ettiğinin sabit olduğunu, takip dayanağı sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı konusunda tereddütleri olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece banka kayıtları, tanık ifadeleri, davalının yeminli beyanı nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin değeri senetle ispat sınırının altında olsa bile tanıkla ispatı mümkün değildir. Somut olayda davacı, 18.08.2009 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesine dayanmıştır. Davacı sözleşmede kararlaştırılan aylık kira miktarı üzerinden Ekim/2009-Nisan/2010 ayları arası kira paralarının ödenmediğini belirterek icra takibi yoluyla 2.380 TL alacağın davalı kiracıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece sözleşmedeki imzanın davalı kiracıya ait olduğu kabul edilmekle birlikte kira bedelinin yer aldığı sözleşmenin ilk sayfasının taraflarca imzalanmadığını davacının iddia ettiği aylık kira tutarına itibar edilemeyeceğini, bankaya yatan ödemelerin de ihtirazı kayıt ileri sürülmeden çekildiğini, esasen davalının kabul ettiği miktara göre takip tarihi itibariyle kira borcunun da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kira sözleşmeleri bir bütün olup sayfaları birbirinden kopuk olmadığı sürece sözleşmenin sonuna atılan imza akdin tüm şartlarını kapsar ve tarafları bağlar. Sözleşmenin imzasız olan birinci sayfasındaki hükümlerin geçersiz olduğu veya tarafların anlaşmasına aykırı şekilde sonradan doldurulduğuna ilişkin iddia ve savunmalara değer verilemez. Mahkemece sözleşmedeki imzanın davalı kiracıya ait olduğu benimsenmiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesin delil niteliğindeki sözleşme hükümlerine göre irdelenip çözüme kavuşturulması gerekir. İspat yükü kendisine düşmeyen tarafın mahkemece hatırlatılması üzerine diğer tarafa yemin teklif etmesi ve teklif olunan yeminin eda edilmesi o tarafı ispat yükünden kurtarmaz. Yine belirtmek gerekir ki Banka alacaklı olmadığı gibi alacaklının temsilcisi de değildir. Bu itibarla tevdi yerine veya bir banka hesabına yapılan kira ödemelerinde alınan belge ödemenin bir delili sayılırsa da, bu belge alacaklının iradesi yerine geçerek TBK.nun 104.maddesi açısından borçlu yararına hukuki sonuçlar doğurmaz. Yine anahtar teslimi sözleşmenin feshine yönelik hukuki sonuçları olan bir işlem niteliğinde olduğundan davalının tahliye savunmalarının da HMK’nun 200. ve 201.maddeleri kapsamında yazılı delil ile kanıtlanması zorunludur. Vergi dairesine verilen beyanname ve yoklama belgelerinin bu kapsamda delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Mahkemece belirtilen tüm bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.