Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/6250 E. 2013/16243 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6250
KARAR NO : 2013/16243
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi tespit ve istirdat

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve istirdat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, davalı tarafından takibe konu edilen kira borcu nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine, birleşen dava ise; borçlu olmadığı halde davalı kiraya verene icra takibi sonunda ödenen kira parasının istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davalının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Davacı, davalıya ait taşınmazda kiracı olduğunu, kira parasının aylık 300 TL olduğunu, davalının aylık 2.000,00 TL üzerinden hakkında 26.000,00 TL kira alacağı istemiyle icra takibinde bulunduğunu, yapılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, kira parasının 2.000,00 TL olduğu davalı tarafından ispatlanamadığından, davanın kabulüne denildikten sonra “… İcra Müdürlüğünün 2008/485 Esas sayılı takip dosyasında davacı borçlunun kira parasının aylık 300,00 TL olarak hesaplanması suretiyle fazladan ödediği paranın istirdatına” şeklinde karar verilmiştir. HMK.nın 297/2. maddesi gereğince “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu haliyle asıl dava ile ilgili olarak usule uygun biçimde karar verildiği söylenemez. Zira mahkemece davanın menfi tespit davası mı yahut yargılama sırasında istirdat davasına dönüşen bir davamı olduğu değerlendirmediği gibi borçlu olmadığı kısım ve istirdatı gereken kısım varsa kararda ayrı ayrı gösterilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2).Davalının birleşen dava yönünden temyiz itirazlarına gelince; Dava, icra tehditi altında borçlu olmadığı bir bedelin ödendiğinden bahisle İİK’nun 72. maddesi gereğince istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, … 3.İcra Müdürlüğü’nün 2008/9028 sayılı takip nedeniyle davacı borçlunun aylık 300.-TL’den borcu hesap edilerek fazla ödemenin istirdadına karar verilmiştir. Davaya konu alacak asıl davaya konu edilen alacaktan farklı aylara ilişkindir. Davalı davanın İİK.nun 72/VII maddesi gereğince bir yıllık süre içinde açılmadığından reddine karar verilmesini istemiştir.
İstirdat davasının, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinin 7. fıkrasında öngörülen, ödeme tarihinden itibaren 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Davacı tarafından takibe konu icra dosyasına 11.02.2010 tarihinde ödeme yapılmış, görülmekte olan dava ise bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra, 05.04.2011 tarihinde açılmıştır. Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, ödeme tarihi itibariyle İcra ve İflas Kanun’unun 72/VII. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.