Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/7624 E. 2013/10261 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7624
KARAR NO : 2013/10261
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Birleşen … Sulh Hukuk Mahkemesinin …/… Esas Sayılı Dosyasında
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali, tahliye ve alacak

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali, tahliye ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve tahliye, birleşen dava temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının 08.06.2010 tarihinde satın aldığı kiralananda, önceki malikin kiracısı olan davalının, aylık 500 TL üzerinden kira bedeli ödemekteyken, satın alma tarihinden sonra bu tutarı 120 TL’ye düşürdüğünü, eksik ödemeler nedeniyle oluşan kira farkı alacaklarının tahsili için Söğüt İcra Müdürlüğünün 2012/128 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, davalının önceki malikle imzalanan 01.07.2004 başlangıç tarihli başka bir sözleşmeye dayandığını, ancak bu sözleşmenin düşük vergi ödemek amacıyla muvazaalı olarak düzenlendiğini, tarafların gerçek iradesini yansıtan sözleşmenin icra takibinde dayanılan 17.06.2004 tarihli sözleşme olduğunu, bu sözleşmede aylık kira parasının 350 TL olarak belirlendiğini, artış şartı ile birlikte eski malike en son 500 TL kira parası ödendiğini, davalının itirazının haksız olduğunu belirterek, itirazının iptaline, kiralananın tahliyesine ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili birleşen davada ise; davalıya 16.05.2006 tarihli noter ihtarı keşide edilerek sözleşmedeki artış şartı uyarınca eksik ödenen kira bedellerinin talep edildiğini, ancak davalının ihtarnameye uygun şekilde ödeme yapmadığını belirterek ihtara konu aylar yönünden 2.159 TL alacağın tahsili yanında temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; asıl kira sözleşmesinin işyeri sahibi ile davalı arasında imzalanan 01.07.2004 tarihli sözleşme olduğunu, kira paralarının davacının banka hesabına bu sözleşmeye uygun olarak yatırıldığını, davalının ihtirazı kayıt ileri sürmeden söz konusu paraları bankadan çektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı kiralananı 08.06.2010 tarihinde satın almıştır. Davalı kiralananda, önceki malik ile yaptığı sözleşme uyarınca kiracıdır. Davalı ile önceki malik arasında her ikisi de aynı kiralanana ilişkin iki ayrı kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmelerden ilki 17.06.2004 tanzim 01.07.2004 başlangıç tarihli ve on yıl sürelidir. Bu sözleşmede aylık kira parası 350 TL olarak kararlaştırılmıştır. Davalının dayandığı sözleşme ise 01.07.2004 başlangıç tarihli ve on yıl süreli olup belirlenen kira parası aylık 75 TL’dir. Davacı düşük bedelli kira sözleşmesinin daha az stopaj ödemek için davalı ile önceki malik arasında muvazaalı olarak akdedildiğini, tarafların gerçek iradesini yansıtan kira sözleşmesinin yüksek kira tutarı içeren sözleşme olduğunu iddia etmiştir. Önceki malikle davalı arasındaki kira ilişkisinin varlığı, başlangıç tarihi ve süresi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık aylık kira bedeli yönünden farklı hükümler içeren iki ayrı sözleşmeden hangisinin önceki malik ile davalının gerçek iradesine uygun olarak düzenlendiğinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Davacı kiralananı 08.06.2010 tarihinde satın almış, kira paralarını davalı ile önceki malik arasında yapılan 17.06.2004 tanzim tarihli sözleşmeye göre talep etmiştir. Kira sözleşmelerinden hangisine üstünlük tanındığının tespit edilebilmesi için satın alma tarihinden önce davalının önceki malike yaptığı ödemelerin incelenmesi gerekir. Davalının önceki malikin banka hesabına ilk yıl için 350 TL, ikinci yıl için 400 TL; üçüncü yıl için 480 TL ve satış tarihinden önceki son kira dönemi için 500 TL üzerinden kira bedellerini ödediği alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davalının satın alma tarihine kadar olan süreçte, önceki malike yaptığı ödemelerin davacının icra takibinde dayandığı 17.06.2004 tanzim tarihli sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından kira bedellerinin düşük bedelli ikinci sözleşmeye göre istenmesi gerektiğine ilişkin davalının savunması T.M.K.’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Bu durumda, mahkemece uyuşmazlığın 17.06.2004 tarihli sözleşme hükümleri ve bu sözleşmedeki bedel esas alınarak çözüme kavuşturulması gerekirken, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığından bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.