YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8146
KARAR NO : 2013/11378
KARAR TARİHİ : 02.07.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalının 01.01.2007 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, davalının yıllık peşin olarak ödenmesi gereken 2009, 2010, 2011 yılları kira paralarını ödemediğini, kira alacağının tahsili için davalı hakkında tahliye istemli icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ edilmesine rağmen davalının itiraz etmediğini ve yasal sürede kira borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü belirterek taşınmazların tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı duruşmalara katılmamış ve davaya cevap vermemiştir. Mahkemece kiralanan taşınmazların paylı mülkiyete konu olup davacı paydaşın pay ve paydaş çoğunluğunu sağlamadan tek başına tahliye davası açamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Medeni Kanunun paylı mülkiyete ilişkin 691.maddesi hükmüne göre kiraya verme önemli idari işlemlerden olup pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir. Belirtilen bu çoğunluk sağlanmadan malın kiraya verilmesi durumunda sözleşmenin tarafı olmayan paydaşlarca sözleşmenin geçersizliği öne sürülebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların hepsinin icazeti gerekli olup bu koşul sağlanmadıkça, mevcut kira sözleşmesi diğer ortaklar açısından bir hüküm ifade etmez. Ne var ki paylı mülkiyette olsun, elbirliği mülkiyetinde olsun bu koşullar temin edilmeden bir kira sözleşmesi yapılmış ise tarafları bakımından sözleşme hüküm ifade etmeye devam eder. Bu durum sözleşmenin nispiliği ilkesinin bir sonucudur. Kiralayan konumunda olan paydaş ya da ortak sözleşme ile yükümlendiği borçları ifa ettiği müddetçe davalı kiracıdan da kendi borçlarını ifa etmesini isteyebilir.
Somut olayda, tahliyeye konu taşınmazlar paylı mülkiyete konu olup tapu kayıtlarında davacının payı 20/40’tır. Davacı açmış olduğu işbu tahliye davasında paydaşlık sıfatına değil 01.01.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanmıştır. Davacı sözleşmeyi kiraya veren sıfatı ile imzalamış, davayı da bu sıfatla açmıştır. Temerrüt nedeniyle tahliye davasında dava açma hakkı sözleşmenin tarafı olan kiraya verene aittir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular doğrultusunda davacı kiralayanın aktif husumet ehliyeti bulunmakta olup kiralananın tahliyesi konusunda diğer paydaşların muvafakatlerine ihtiyaç yoktur. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02/07/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.