YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10015
KARAR NO : 2015/8442
KARAR TARİHİ : 14.10.2015
MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/02/2014
NUMARASI : 2010/750-2014/72
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tesbit, istirdat ve manevi tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava menfi tespit, istirdat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istirdat isteminin kabulüne, menfi tespit ve tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalı tarafından müvekkili aleyhine Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2009/13371 Esas, Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2009/13373 Esas ve Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2008/4496 Esas sayılı dosyalarında takip başlatıldığını, müvekkilinin takip konusu borçlarını ödediğini, Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2008/4496 Esas sayılı dosyasında takip konusu alacak takipten önce ödendiği halde icra tehditi altında yeniden ödeme yapılmak zorunda kalındığını, tüm icra dosyalarına ödeme yapıldığı halde davacının takip dosyalarını yenileyerek müvekkilini icra tehditine maruz bırakması, haciz işlemi yaptırması, cezaevinde kalmasına neden olması nedeniyle müvekkilinin itibarının zedelendiğini, manen yıprandığını belirterek Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2008/4496 E. Sayılı dosyası ile Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2009/13373 ve 13371 sayılı takip dosyaları bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, fazla ödenen 2000 TL’nin iadesine, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 2006 yılı Aralık, 2007 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarına ait tahsilat makbuzuna bir diyecekleri olmadığını, ancak 2007 yılı Ağustos, Eylül, Aralık ve Nisan aylarına ait ödemeleri kabul etmediklerini, 2007 Ağustos ödemesinin müvekkilinin imzasının üstünde kalan boşluğun doldurularak oluşturulduğunu ayrıca Eylül-Aralık 2007 ve Nisan 2007 aylarına ait makbuz altındaki ikinci imzanın müvekkiline ait olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının savunması doğrultusunda belge üzerinde imza incelemesi yaptırılmış, grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan raporda 03.01.2008 tarihli belgenin orta kısmında ve alt kısmında S.. U.. adına atılı bulanan imzaların S.. U.. elinden çıktığı kanaatina varıldığı bildirilmiştir. Davalı vekili, 03.01.2008 tarihli belgedeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı konusunda daha kapsamlı ve güvenilir inceleme yapılması için Adli Tıp Kurumu tarafından rapor düzenlenmesi gerektiğini beyan ederek bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/12-436 E.,2001/467 K.sayılı ve 07.10.2009 gün 2009/12-382 E.,2009/415 K.sayılı kararlarında da belirtildiği gibi herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait
./..
olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ne tür teknik cihazlar kullanılarak inceleme yapılıp sonuca varıldığı açıklanmamış olduğundan ve bu nedenle denetime elverişli bulunmadığından hükme esas alınabilecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.