Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/10899 E. 2014/13817 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10899
KARAR NO : 2014/13817
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ : Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/07/2014
NUMARASI : 2014/436-2014/949

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, mimari projede sığınak ve apartman ortak alanı olarak belirlenmiş alanların davalıya kiralandığını ancak 20.06.2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 29.12.2012 tarih 28512 Sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğince ve Risk Değerlendirme Raporu doğrultusunda kat malikleri kurulunun almış olduğu 02.06.2013 günlü karar ile sığınakların boşaltılması ve boş olarak bulunması gerektiğinden bahisle kiralananların tahliyesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazların musakkaf yapı niteliğinde olduğu, Borçlar Kanunu’ndaki tahliye sebepleri içinde olmayan nedene dayanarak kira sözleşmesinin feshi ve tahliyesi istendiği görüldüğünden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı apartman yönetimi tarafından kiraya verilen ortak alanın alınan Risk Değerlendirme Raporu doğrultusunda tahliyesi talebine ilişkin bulunduğuna göre davanın, davacı apartman yönetiminin ihtiyacına dayanılarak Türk Borçlar Kanununun 350. Maddesi gereğince açıldığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, mahallinde kiralanan taşınmazlara mimari projenin tatbik edilerek yapılacak keşif ile apartman yönetimince alınan kararların kiralananlar ile ilgili olup olmadığının Risk Değerlendirme Raporunun kiralananları kapsayıp kapsamadığının uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.