YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11816
KARAR NO : 2014/13738
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ : Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/05/2013
NUMARASI : 2012/1162-2013/556
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından kiraya verene karşı açılan kira farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan iki ayrı takipte borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine, davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili özetle ; taraflar arasında düzenlenen 01.07.2006 başlangıç tarihli iki yıl süreli aylık 1350 TL bedelli kira sözleşmesi ile davacının davalıya ait taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu, davalı- kiraya verenin davacı- kiracı aleyhine Antalya 15.İcra Müdürlüğü’ nün 2012/22040 Esas sayılı dosyası ile 23550,55 TL tutarında kira alacağı ve işlemiş faizinin tahsili için, Antalya 13.İcra Müdürlüğü’nün 2012/5257 Esas sayılı dosyası ile 872 TL kira alacağının tahsili için takip başlattığını, kira sözleşmesinin birinci maddesinde kararlaştırılan artış koşulunun ikinci yıl sonundan itibaren uygulanması gerektiğini, davacı tarafından enflasyon oranında artış uygulanmak suretiyle belirlenen kira bedellerinin ödendiğini, davalı- kiraya verenin ihtirazı kayıt ileri sürmeden ödenen kiraları tahsil ettikten sonra kira bedellerinin eksik ödendiğinden bahisle tahsilini isteyemeyeceğini ileri sürerek belirtilen takip dosyalarında borçlu olmadığının tesbitine, %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevabında ; sözleşmeye göre aylık 1350 TL olan kira bedelinin her yıl %15 oranında artırılacağının kararlaştırıldığını , ancak davacının kira bedellerini eksik yatırdığını, ödenen kısımların ihtirazi kayıtsız tahsil edilmiş olmasının eksik ödenen kiraların tahsiline engel olmayacağını belirterek davanın reddini, %20 den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasında 01.07.2006 başlangıç tarihli , iki yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin birinci maddesine göre ikinci yılda kira kontratı yenilendiği takdirde kira bedelinin %15 oranında arttırılacağı kararlaştırılmıştır. Davalı kiraya veren tarafından kiracıya karşı 28.06.2012 tarihinde başlatılan 2012/22040 sayılı icra takibinde Temmuz 2007 tarihinden itibaren Mayıs 2012 dahil, 59 adet kira farkı olarak 23145,39 TL asıl alacak, 405,16 TL işlemiş faizin tahsili talep edilmiştir. 27.07.2012 tarihinde başlatılan 2012/5257 sayılı icra takibinde ise Temmuz 2012 ayının kira farkı olarak 872 TL alacağın tahsili istenmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda sözleşmede düzenlenen artış oranı ikinci yıldan itibaren uygulanmak suretiyle her yıl için ödenmesi gereken kira bedeli belirlenerek ödenen kiraların mahsubundan sonra Temmuz 2007 tarihinden itibaren Haziran 2012 dahil, ödenmesi gereken kira farkı toplam 24587,62 TL olarak belirlenmiştir. Ne var ki sözleşmedeki artış koşulunun sözleşme süresi olan iki yılın sonunda başlayan 01.07.2008 tarihinden itibaren uygulanması gerektiğinden bilirkişi raporu hükme esas alınacak nitelikte değildir. Öte yandan davaya dayanak icra takiplerinde 2012 Haziran kirasının takibe konu edilmediği halde bilirkişi raporunda hesaplamaya dahil edilmesi, takibe konu edilen 2012 Temmuz kirasına ilişkin ise bir hesaplamanın yapılmaması nedenleriyle de bilirkişi raporu hatalıdır. Bu durumda mahkemece belirtilen bu hususlara uygun olarak bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Kabule göre de mahkemenin gerekçe kısmında bilirkişi incelemesi sonucunda davacının davalıya 34587,62 TL borçlu olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği belirtilmekteyse de bilirkişi tarafından tespit edilen borç miktarının 24587,62 TL olduğu gözetildiğinde mahkemenin bu yöne ilişkin tesbiti de hatalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyi edene iadesine, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.