Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/1187 E. 2014/11549 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1187
KARAR NO : 2014/11549
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ : Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/06/2013
NUMARASI : 2013/206-2013/745

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından kiraya verene karşı açılan, borçlu bulunmadığının tespiti ile ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin eski eşi R.. ile davalı H.. arasında 30/07/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi düzenlendiğini müvekkilinin kiracı veya kefil olmadığı halde sözleşmeye kendisinin de imzasının alındığını, aylık kira bedeli 400 TL olduğu halde davalı tarafından başlatılan icra takibinde 2009 yılının Ocak ve Temmuz ayları arasındaki 7 aylık kira alacağı için 4000 TL talep edildiğini, 1200 TL fazla talepte bulunulduğunu, müvekkilinin 3.905-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek borçlu bulunmadığının tespiti ile ödediği miktarın istirdatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise 30/07/2008 ila 30/07/2009 tarihleri arasındaki kira bedellerinden sadece 800 TL sinin ödendiğini, icra takibinde kira alacaklarının sehven 7 aylık yazıldığını, kiralananın 18/05/2010 tarihinde tahliye edildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalıya Ankara 15.İcra Müdürlüğünün 2009/16380 E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davacının fazla ödediği 342,17-TL’nin istirdadına, karar verilmiştir.
Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 30/07/2008 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde aylık kira bedeli 400-TL olarak kararlaştırılmıştır. Davalı kiraya veren tarafından 27/10/2009 tarihinde başlatılan icra takibi ile 2009 yılının Ocak ayından Temmuz ayına kadar aylık 400-TL üzerinden 7 aylık kira alacağı toplamı 2.800-TL yerine 4.000-TL alacağın tahsili istenmiştir. Yapılan icra takibinde ödeme emri borçlulara 03/11/2009 tarihinde tebliğ edilerek takip itiraz edilmeden kesinleşmiş, davacı borçlunun bu takip yönünden 24/02/2011 tarihinde 1200 TL, 23/03/2011 tarihinde 2705 TL olmak üzere ödeme yaptığı anlaşılmıştır.
Mahkemece daha önce taraflar arasında kira ilişkisinin bulunduğu ve kiracının kira borcunu ödemediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 17/12/2012 tarih ve 2012/9501 Esas 2012/16740 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin 400-TL olduğu, icra takibinde talep edilen 2009 yılı Ocak ayından Temmuz ayı dahil yedi aylık kira alacağının toplamı 2.800-TL olup icra takibi ile talep edilen yedi aylık kira alacağı miktarına göre yapılan ödeme de nazara alınarak fazla talep edilen kısım ve ödeme yönünden menfi tespit ve istirdat istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporunda 2800 TL tutarındaki kira alacağı ile işlemiş faiz alacağı, icra harçları ve tebligat masrafları toplanarak 3524,53 TL toplam borcun bulunduğu, bundan 24/02/2011 tarihli 1200 TL lik ödemeden sonra kalan borcun 24/02/2011 tarihinde 2342,53 TL, 23/03/2011 tarihinde dosya hesabı yapıldığında toplam borcun 2362,83 TL kaldığını, bu miktardan da 23/03/2011 tarihinde yapılan 2705 TL lik ödeme çıkarıldığında fazla ödenen miktarın 342,17 TL olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının davasının kabulü ile, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının fazla ödediği 342,17-TL’nin istirdadına karar verilmiştir.
1-) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının borçlu olduğu miktarla ilgili hesaplama yapılırken icra takibinde alacaklının vekille temsil edildiği gözardı edilerek, icra vekalet ücreti alacağı hesaba katılmadığı gibi, raporda miktarı belirtilen işlemiş faizin ne şekilde hesaplandığı konusunda da bir açıklama bulunmamaktadır. Bu şekilde alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.. Mahkemece belirlenen asıl borç miktarına icra takibi masrafları ve davalı alacaklının icra takibinde vekille temsil edildiği de gözetilerek icra vekalet ücreti alacağı da eklenmek suretiyle, ayrıca faiz konusunda denetime elverişli bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya kapsamına toplanan delillere mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak kabule göre; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının davasının kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen davacı tarafından yapılan yargılama giderleri hakkında olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 23/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.