YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11899
KARAR NO : 2015/8533
KARAR TARİHİ : 15.10.2015
MAHKEMESİ : . Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Müvekkillerinin murisi …r’in dava konusu işyerini 01.01.1993 tarihinde dava dışı ..’den kiraladığını, daha sonra 02/01/2004 tarihinde davalı … ile devir sözleşmesi yapılarak kiralanan yerdeki kasap dükkanı ile ünvanını ve demirbaşların davalıya devredildiğini, bu devir karşılığında davalının müvekkillerinin murisine ayda 1000 TL ödemeyi kabul ettiğini, murisin 14.07.2010 tarihinde vefatından sonra davalının devir ve işletme bedeli ödemediğini belirterek, dava tarihine kadar birikmiş müvekkillerinin hisselerine düşen 16.000 TL alacağın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise; Davacıların murisi …ile yapılan 02/01/2004 tarihli sözleşme gereğince devir bedeli olarak …esinin …in yaşamı süresince aylık ödemelerin yapılması olduğunu, …demelerin ne zaman sona ereceğinin kararlaştırılmamasının da tarafların gerçek iradesinin bu sözleşmenin devreden kişinin yaşamı süresince geçerli olacağını gösterdiğini, ölüm ile sözleşmenin sona erdiğini mirasçıların talepte bulunamayacaklarını, 2004 senesinden beri kira sözleşmesinin mülk sahibi ile müvekkili arasında düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sözleşmenin düzenlendiği 02/01/2004 tarihinden murisin ölüm tarihi olan 14/07/2010 tarihine kadar geçen sürede 78.000 TL toplam ödeme yapıldığı, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, devir tarihi itibariyle işletme bedelinin 18.000 TL olarak belirlendiği, murisin ölüm tarihine kadar ödenen 78.000 TL dikkate alındığında bu tutarın devir bedeli olarak fazlası ile yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görev kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re’sen gözetilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; Davacıların murisi ile davalı arasında düzenlenen 02.01.2004 tarihli işletme devir ve satış anlaşması konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme devreden sıfatı ile muris … ve devralan sıfatıyla davalı …. tarafından imzalanmıştır. Sözleşmede devredenin işletmeyi 02.01.2004 tarihi itibarıyla içerisindeki tüm demirbaş aktif ve pasifleri ile birlikte devrettiği, devralanın devredene her ayın başında bir milyar lira ödeme yapacağı, devam eden yıllarda bu rakamın enflasyon oranında artırılarak ödeneceği, işletmenin bulunduğu dükkanın kiralama kontratının devredenin üzerinde kalacağı, mal sahibine kira bedelinin her ay devralan tarafından ödeneceği, devralanın işletmeyi işlettiği müddetçe anlaşmaya bağlı kalarak ödemeleri yapacağı, devredenin ise devralanın rızası hilafına bu dükkanı bir başkasına kiralamayacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen bu sözleşme niteliği itibarıyla bir alt kira sözleşmesi olup uyuşmazlık da alt kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda dava 6100 sayılı HMK nun yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden sonra 05.10.2012 tarihinde açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmediğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yerolmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.