Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/3301 E. 2014/8354 K. 24.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3301
KARAR NO : 2014/8354
KARAR TARİHİ : 24.06.2014

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/02/2012
NUMARASI : 2009/1310-2012/47

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava,davacı kiraya veren tarafından davalı kiracı hakkında açılan toplam 8.107 TL alacağından 3.300 TL depozito bedelinin mahsubu ile bakiye 4.807 TL alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,3.334 TL toplam alacaktan,3.300 TL depozitonun mahsubu ile bakiye 34 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin,kira ve aidat alacağı ile noter masraflarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili,dava dilekçesinde,Davalının, 01.03.2007 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi gereğince kiracı iken,kira süresi dolmadan kiralananı boşaltıp gittiğini,usulüne uygun anahtar teslimi yapılmadığını,davalının davacıya imzalattığı 06.03.2009 tarihli belgenin ibra ya da anahtar teslimine ilişkin olmadığını,taşınmazda yaptırılan tespit sonucu 3.200 TL’lik hasar olduğunun belirlendiğini belirterek 3.200 TL hasar bedeli,ödenmeyen aylık 1.320 TL’den 2009 yılının Mart-Nisan-Mayıs ayları kira paraları toplamı 3.960 TL, sözleşmenin 5.maddesinde düzenlenen cezai şart koşulları gerçekleştiğinden 396 TL cezai şart bedeli,aylık 80 TL’den 2009 yılının Nisan-Mayıs aylarına ait toplam 160 TL aidat bedeli ve 391 TL noter masrafı olmak üzere toplam 8.107 TL alacaktan,davalının kira sözleşmesi ereğince vermiş olduğu 3.300 TL depozito bedelinin mahsubu ile bakiye 4.807 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesinde, taraflar arasında 06.03.2009 tarihli fesih protokolü yapıldığını,13.03.2013 tarihinde tahliye edilmesi hususunda yazılı anlaşma yapıldığını,11.03.2009 tarihinde taşınmazın tahliye edilip anahtarın davacıya teslim edildiğini,bu nedenle 3 aylık kira parası talebinin yersiz olduğunu,taşınmaza davalının yaptığı faydalı imalatlar ile eskisinden daha iyi şekilde kiraya verene iade edildiğini,diğer alacak kalemlerinin talep edelemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece,kiralananın 11.03.2009 tarihinde tahliye edildiği kabul edilerek 2.850 TL hasar bedeli ve 2009 yılının Mart ayından 11 günlük kira bedeli 484 TL olmak üzere toplam 3.334 TL’den 3.300 TL depozito bedelinin mahsubu ile 34 TL alacağın davalıdan tahsiline ,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiraya verene teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiraya veren tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiraya verene teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 288.maddesi(01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 200 ve 201.maddeleri) çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiraya verenin açık muvafakati yoksa bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere veya notere anahtarı teslim etmek ve durumu kiraya verene bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiraya verene bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 01.03.2007 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi,birinci yıldan sonra yenilenmiş ve davalı tarafça taşınmazın 11.03.2009 tarihinde tahliye edildiği iddia edilmiş, davacı kiraya veren tarafından yasal anahtar teslimi yapılmadığı gerekçesiyle bu tarihe karşı çıkılmıştır. Davalının dayandığı 06.03.2009 tarihli belge anahtar teslim ya da ibralaşma belgesi niteliğinde değildir. Mahkemece her ne kadar taşınmazın 11.03.2009 tarihinde tahliye edildiği kabul edilerek, 2009 yılının Mart ayından 11 günlük kira parasına hükmedilmiş ise de, davalı kiracı yasal anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak, davacı kiraya veren kiralananda 07.04.2009 tarihinde mahkeme kanalı ile delil tespiti yaptırdığına göre davacı kiraya verenin en geç tespit tarihi olan 07.04.2009 tarihinde kiralananın hakimiyetini ele geçirdiği kabul edilerek tahliye ve anahtar teslim tarihi olarak 07.04.2009 tarihinin kabul edilerek bu tarihe kadar kira parası ve aidatlardan davalı kiracının sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, kiralananın tahliye tarihi 07.04.2009 tarihi olarak kabul edilerek bu tarihe kadar hesaplanacak kira parasının tahsiline,ayrıca bu tarihe kadar aidat parasının davacı tarafından ödenip ödenmediği araştırılarak aidat parası davacı tarafından ilgili yere ödenmiş ise davacının aidat alacağının da rücuen tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davacı dava dilekçesinde 391 TL noter masrafı bedelinin de tahsilini talep etmiş olup,davacı tarafça noter masraflarına ilişkin alacak talebi kanıtlandığı takdirde mahkemece, bu alacak kalemi yargılama giderleri arasında kabul edilip,yargılama giderleri arasında gösterilerek tahsiline karar verilmesi gerekirken bu taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ;Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.