Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/6679 E. 2015/2069 K. 02.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6679
KARAR NO : 2015/2069
KARAR TARİHİ : 02.03.2015

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kambiyo senetlerine özgü icra takibinden sonra açılan borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun Sulh Hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1 / a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK’dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.
Davalı alacaklı, 06.03.2013 tarihinde davacı borçlu tarafından keşide edilen 5.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak icra takibi başlatmıştır. Davacı borçlu “rent a car” işletmeciliği yapan davalıdan 07.03.2013 tarihinde bir günlüğüne araç kiraladığını, takip dayanağı bononun sonradan davalı alacaklı tarafından doldurularak icra takibine konulduğunu, anılan bonoda kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadi bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı alacaklı ise icra takibi konusu bononun tüm şekli unsurları taşıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisine dayandığının kabulü gerekir. Davanın, 6100 Sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra 08.05.2013 tarihinde Asliye Hukuk mahkemesinde açıldığı anlaşılmıştır. Görev kamu düzenine ilişkin olup bu hususun yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir. Dairemizce benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2003 tarih 2003/3-737 esas 2003/700 karar sayılı ilamı da nazara alınarak mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden ret edilerek görevsizlik kararı ile dosyayı görevli Sulh Hukuk Mahkemesine göndermesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.